Haberler

Ziyaretçi Rekoru Kırdı
Ziyaretçi Rekoru Kırdı 750 464 Hz. Mevlâna Dergâhı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un açıklamalarıyla yılın başında Türkiye’deki müze ve ören yerlerine ilgi arttı. Konya Mevlâna Müzesi’nin ziyaretçi rekoru kırması dikkat çekti. İşte, yılın ilk 3 ayında en çok ilgi gören müze ve ören yerleri!

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, müze ve ören yerlerine ilişkin ilk 3 aylık verileri sosyal medya hesaplarından paylaşırken, müze ve ören yerlerinin Ramazan Bayramı süresince ziyaretçilerini ağırlamaya devam edeceğini hatırlattı.

ANKARA (İGFA) – Türkiye’de müze ve ören yerleri ziyaretçi sayısı 2024 yılının ilk 3 ayında 4 milyona yaklaştı.

Müze ve ören yerlerinin Ramazan Bayramı süresince ziyaretçilerini ağırlamaya devam edeceğini hatırlatan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, “Müzekartlarınız hazır mı? diyerek yaptığı paylaşımda, “Bakanlığımıza bağlı 300’den fazla müze ve ören yeri ile Cumhurbaşkanlığına bağlı Millî Saraylar Başkanlığı bünyesindeki müzeler #RamazanBayramı boyunca sizleri bekliyor” ifadelerini kullandı.

Bakan Ersoy, Türkiye’nin bu dönemde en çok ziyaret edilen müze ve ören yerlerini de şöyle paylaştı:

1- Konya Mevlâna Müzesi
2- Denizli Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri
3- İzmir Efes Ören Yeri
4- Nevşehir Göreme Ören Yeri
5- Nevşehir Zelve – Paşabağları Ören Yeri
6- Ankara Cumhuriyet Müzesi
7-  İstanbul Arkeoloji Müzesi
8-  İstanbul Galata Kulesi
9- Şanlıurfa Göbeklitepe Ören Yeri
10- Nevşehir Kaymaklı Yer Altı Şehri

Geçen sene yaklaşık 30,5 milyon ziyaretçi sayısına ulaşan müze ve ören yerleri bu yılın ilk 3 ayında 3 milyon 886 bin 998 ziyaretçi ağırladığı kaydedilirken verilere göre Konya Mevlâna Müzesi ilk sırada olduğu belirlendi. Konya Mevlâna Müzesi 383 bin 392 kişi ile 3 ayın en çok ziyaret edilen müzesi olurken, Denizli Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri 259 bin 25 ziyaretçi ile ikinci, İzmir Efes Ören Yeri de 249 bin 482 ziyaretçi ile üçüncü sırada yer aldı. Yılın ilk 3 ayında en çok ziyaretçi ağırlayan müze ve ören yerlerini sırasıyla 249 bin 482 kişi ile İzmir Efes Ören Yeri ve 149 bin 23 kişi ile de Nevşehir Göreme Ören Yeri izledi.

Öte yandan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un, vatandaşların tarihî ve kültürel zenginliklere ulaşımını kolaylaştırmak üzere fiyatını 60 liraya sabitlediği Müzekart satışlarında da rekor artışlar devam belirtirken, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 300’den fazla müze ve ören yeri ile Cumhurbaşkanlığına bağlı Millî Saraylar Başkanlığı bünyesindeki müzelerde geçerli olan Müzekart satışlarının 2024 yılının ilk 3 ayında 701 bin 162’ye ulaştığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un paylaştığı verilere göre 2024 yılının ilk üç ayında Türkiye’deki müze ve ören yerleri ziyaretçi rekoru kırdı. Müzelerin Ramazan Bayramı boyunca açık olacağını duyuran Bakan Ersoy, vatandaşların tarihi ve kültürel miraslara ulaşımını kolaylaştırmak için Müzekart satışlarında rekor artış olduğunu belirtti. Konya Mevlâna Müzesi’nin başı çektiği listede, Denizli Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri, İzmir Efes Ören Yeri ve Nevşehir Göreme Ören Yeri gibi önemli tarihi mekanlar da yer aldı.

 

‘Mevlana Türbe Arkası Kentsel Yenileme Projesi’ tanıtıldı.
‘Mevlana Türbe Arkası Kentsel Yenileme Projesi’ tanıtıldı. 1024 576 Hz. Mevlâna Dergâhı

‘Mevlana Türbe Arkası Kentsel Yenileme Projesi’ tanıtıldı.

Konya Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirilecek Türbe Arkası Kentsel Yenileme Projesi’nin Tanıtım Programı Taş Bina’da gerçekleştirildi.

Mevlana Türbe Arkası Kentsel Yenileme Projesi açılışında konuşan Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca 18 Mart Çanakkale Zaferi’ni kutladı. Kılca, “18 Mart Çanakkale Zaferinin 109. yıl dönümü her köşeye nakış nakış işlenmiş değerlerin saklandığı her bölgesinde ayrı bir tat ve güzelliğin armağan edildiği bu güzel coğrafya hepimize emanet edildi. Bu büyük sorumlulukla geçmişi ve geleceği daha güçlü bir şekilde birbirine bağlayan projelerimize bugün bir yenisini daha ekliyor olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyorum. Türbe arkası kentsel yenileme çalışmasının şehrimize ülkemize Hazreti Mevlana’nın öğretilerini ve düşünceleriyle hayır olmasını temenni ediyorum. Yatırım da omuz omuza olduğumuz ve bugün birlikte yeni bir heyecana ortak adımlarla yürüdüğümüz Uğur İbrahim Altay’a şükranlarımı iletiyorum. Şehrimizin kadim geçmişini ve değerlerini taşıyan önemli bir hafızanın miras güzellikleri yaşatan ve yarınlara ulaştıran bir anlayışla çalışmaya gayret ediyoruz. Bazı sorumluluklar da var tabii ki bizler unutturmayan bugünü koruyan ve yarını geçmişten koparmasan inşa edenler olmak zorundayız. Bu sorumluluğumuz ışığında bir hayalimizi daha önemli bir aşamaya getirdik. Türbe arkası projemizde çok büyük emekler ve çabalar var sizlere bunlardan bahsetmek istiyorum. 2021 yılından Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından yenileme alanı ilan edilen 250 bin metre karelik oldukça büyük bir alan Karatay Belediyesi olarak bölgenin projeye uygun hale gelmesi için başarıyla tamamladık elhamdülillah. Toplamda 2,5 milyar TL diğerinde 100 bin metrekare alanı çalıştırarak bölgeyi yeni projemizin uygulamasına yüzde 100 oranında hazır hale getirmiş olduk. Çalışmamızı yaparken bölgede bulunan geleneksel nitelikteki tek tek korumaya devam ediyoruz. Yaptığımız kamulaştırma çalışmalarıyla proje alanını sağlıksız yapılaşma baskısından tamamen kurtarmış olduk. Böylece geleceğe dönük kültürel mirasın korunmasına ve turizm odaklı yenilenmesine yönelik çalışmaların önünü açtık” dedi.

KONYA’NIN EN KAPSAMLI KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ OLACAK

Türbe Arkası Kentsel Yenileme Çalışması Hazreti Mevlana’nın türbesini de içine alan çok önemli bir bölge diyen Kılca, “Şu anda burası her yıl milyonlarca turist ağırlayan ülkemizin en yoğun turizm destinasyonlarından birisi. Aynı zamanda tarihin geçmişiyle de adeta şehrimizin hafızası. Böylesine kıymetli bir proje üretmek en ince detayları görmeyi en doğru adımları atmayı ve neticesinde en ideal planlamayı yapmayı gerektirir. Biz kendimiz yapabilirdik belediye olarak bunu ama ortak bir akılla yapalım dedik bakanlıklarımız, Büyükşehir belediyemiz, milletvekillerimiz, şehrin hafızasını birlikte oluşturmak için birlikte gayret ettik birlikte bu projeye baktık. Türbe arkası kentsel yenileme çalışması özet olarak taşıdığı mimari doku ile Konyamıza çok yakışacak. Tüm bunların yanında yeni türbe arkası konaklama alternatifleri özel proje ve programlara uygun alanları karşılama merkezleri çarşıları tarihi dokusu ve müzeleri de şehrimize katma değer sağlayacak. Mevlânâ hamamı bedesten yeni çarşılarımız kültür merkezilerimiz dükkanlarımız eski Konya evleri Konya evi müzemiz kahve kitap modern ve geleneksel yapıdaki konaklama merkezlerini kapsayan alanlarda inşallah Karatay Belediyesi olarak bizler çalışma yapacağız. Büyükşehir belediyemizin yapacağı Mevlânâ karşılama merkezi tarih ve medeniyet müzesi sultan velet medresesi Konya evi restoranlar kahvehane mutfağı bölümleri ile birlikte bölgede toplamda 106 bin metre karelik inşaat alanında şehrimizin en kapsamlı kentsel yenileme projelerinden birini daha Büyükşehir belediyemizle birlikte hayata geçiriyoruz hayırlı olsun diyorum” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK İHYA PROJESİ

Mevlana Arkası Kentsel Tasarım Projesi’nin Konya’nın ruhunu ve kadim mirasını yeniden yeşertecek önemli bir proje olduğunu vurgulayan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bu tarihi ana şahitlik edecek tüm misafirlere hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Konya, asırlar boyu birçok medeniyete kucak açmış, Selçuklulara 200 yıl başkentlik yaparak Darü’l Mülk unvanını gururla taşıyan bir şehir. Aldığımız her nefeste bu aziz şehrin kadim tarihini, binlerce yıllık hatıralarını ve birikimlerini kalbimizin derinliklerinde hissediyoruz. Hazreti Mevlana’nın; “Gerçek Aşk’ı bilen kalp, bir damla suya bile hürmetle bakar” sözüyle ifade ettiği gibi, Konya’mızın her bir değerine hürmet ediyor ve o değerleri yaşatarak yarınlara taşımak için büyük gayret gösteriyoruz. Bu gayretlerimizin en önemli sembollerinden biri, şüphesiz Türkiye’nin en büyük ihya projesi olan Darü’l Mülk Projemizdir. Dar’ül Mülk Projesi kısaca Anadolu’nun kadim başkentini aslına uygun bir mimariyle yeniden ihya etme projesidir. Bu proje kapsamında şehir merkezimizin 20 farklı noktasında çok önemli dönüşüm ve restorasyon projelerini hayata geçiriyoruz. Mevlana ve Altın Çarşı dönüşümleri, Taş Bina Restorasyonu, Alaaddin Caddesi’ndeki binaların dış cephelerinin yenilenmesi, Darü’l Mülk Sergi Sarayı, Eski Tekel Binasının Depo No:4 olarak yeniden ihyası gibi önemli projelerimizi tamamladık. Büyük Larende Dönüşümü, Şükran Mahallesi Dönüşümü, Kılıçarslan Meydanı’nda 13 evin restorasyonu ve Konya Velespit Müzesi gibi birçok projemiz de devam ediyor” diye konuştu.

KONYA’NIN KALBİ BURADA ATACAK!

Mevlana Arkası Kentsel Tasarım Projesi, Darü’l Mülk Projesi’nin en önemli ayağını oluşturduğunun altını çizen Altay, “Projenin gerçekleşeceği alan, Konya’mızın kalbi denilecek bir bölgede yer alıyor. Özellikle Hazreti Mevlana’nın burada medfun olması, buradaki yoğunlaşmayı ve ticari yapılanmayı artırmıştır. Dolayısıyla bu bölgede, görüntü olarak şehrimizin tarihi değerinden çok uzak, plansız ve altyapı sorunlarının olduğu bir bölge olarak günümüze kadar gelmiştir. Özellikle bu sağlıksız yapılaşmanın doğurduğu altyapı sorunları buradaki alanların fiziki varlıklarını korumayı güçleştirmiştir. Burada yapılan çalışmalar neticesinde birçok yapı yok edilmiş, şehrimizin tarihi dokusu ve fonksiyonel bütünlüğü malesef tahrip olmuştur. 2021 yılı Temmuz ayında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yenileme alanı ilan edilen bu alanda Karatay Belediyemizle birlikte adeta “Konya’mızın kalbinde tarihi bir dokunuş” yapacağız. Bu tarihi dokunuşla hem tarihimizin derin izlerini yeniden gün yüzüne çıkaracak hem de içerisinde ticari alanlar, kültürel ve sosyal yapılar ile dini tesislerden oluşan “Karma fonksiyonlu bir yeni kullanım modeli”ni şehrimize kazandıracağız. Burada yapacağımız çalışmalarımızı projelendirirken eski fotoğraf ve diğer belgelerden yararlanarak tespit edilen akslar ve yapı dokusunu mümkün mertebe projemize aktarmaya çalıştık” dedi.

Proje alanında inşa edilecek yapılardan bahseden Altay, “Batı kısımda yer alan Hazreti Mevlana Türbesi’nin yakın çevresini, az yoğunlukta ve rekreatif amaçlı olarak değerlendireceğiz. Buraya gelecek ziyaretçilerin rahatça dolaşabilmesini sağlamak için dinlenme alanları, yürüyüş yolları ve rekreasyon alanları oluşturmayı hedefliyoruz. Alanın doğu kısmında yer alan bölgede ise bir “Tanıtım Merkezi” tasarladık. Burası Hz. Mevlana Türbesi ve Dergâhının tanıtımının yapılacağı, Mevlevilik ve Mevlevi Kültürü’nün modern müzecilik teknikleriyle anlatılacağı bir merkez olacak. Yine Tanıtım Merkezi kapsamında Türbe ziyaretçilerinin kısa süreli dinlenme ve temel ihtiyaçlarının karşılanabileceği ve tarihi “Menzilhane” binasının fonksiyonel karşılığı olan bir Karşılama Binası inşa edeceğiz. Hazreti Mevlana Müzesi – Sosyal Hizmetler ve Karşılama Merkezi bu projemize yakışan güzel bir eser olacak. Daha evvel yol genişletme çalışmalarında yıkılmış olan Hz. Mevlana Hamamı, Hamam önü dükkânları, muvakkithane ve İmaret binalarını yeniden ihya edeceğiz. Şehrimizin eski kentsel dokusu ve ulaşım aksları esas alınarak arasta tarzında sıra dükkanlardan oluşan çok güzel bir çarşı projemiz de yine bu alanda yer alan önemli projelerimizden biri olacak. Yine alanda yapacağımız çalışma ile çarşı ve ticari birimler fonksiyonu, geleneksel “han” yapılarının güncel bir yorumunu inşa edeceğiz. Bu alanda büyük ölçekli mağaza ve dükkanlarla birlikte bir de konaklama yapısı yer alacak. Alanda bulunan tarihi kerpiç binalar ise aslına uygun şekilde restore edilerek Konya Evi Müzesi ve Divanhane Kıraathanesi olarak hizmete sunulacak. Proje kapsamında gastronomi şehri olan Konya’mıza değer katacak bir proje olacak “Darüzziyafe Konya Mutfağı” ile destekleyici Kültür Yapıları inşa edeceğiz. Her yönüyle adeta bir açıkhava müzesi olan Konya’mızda dağınık halde bulunan müzelerin envanter ve birikimini de içine alacak çok kapsamlı bir “Konya Tarih ve Medeniyet Müzesi” inşasını planladık. Müzenin kitle ve cephe tasarımında, geleneksel Konya kerpiç evlerinin malzeme ve renk özellikleriyle, bunların birlikte oluşturduğu tarihi dokuyu esas alacağız. Müzemizin açık alanlarında ise zaman içinde kaybolmaya yüz tutmuş önemli bir kültürel mirasımız olan Türk-İslam Bahçe ve Peyzaj mimarisi karakterinde düzenlemeler gerçekleştireceğiz. Hz. Mevlana’nın doğum yeri Belh’te babası Sultan-ül Ulema Bahaüddin Veled’in ders verdiği medresenin bir benzeri olacak Sultan Bahaddin Veled Medresesini inşa edeceğiz. Bu mekanın bir diğer özelliği ise; Sultan’ül Ulema Bahaüddin Veled ile Hz. Mevlana’nın Belh’ten Konya’ya olan yolculuklarının bu mekanlarda yeniden hayat bulacak olmasıdır. Adeta bir hicret numunesi olan bu yolculuğu bu medresede yeniden anlatacağız. Hz. Mevlana Türbesi’ne nispeten uzak olan kısımlarda ise kitap kahve, kafeterya ve konaklama ihtiyaçlarını karşılayan yapılar inşa edeceğiz. Bu alanlar da buradaki tarihi ve kültürel kimliğe uygun şekilde hayata geçecek. Son olarak ise 3 bin metrekare alanda hayata geçecek, tüm hususiyet ve unsurlarıyla klasik bir Mevlevi Dergâhı olacak Konya Mevlevi Dergahı da yine bu bölgede yeniden hayat bulacak. Bu projemizde yeni yapılar inşa ederken aynı zamanda alanda tespiti yapılan mevcut tescilli yapıları koruyacak ve uygun şekilde işlevlendirerek projemize dahil edeceğiz. Eski eser statüsüne sahip olacak sanatsal ve mimari özelliklere sahip olmayan, ait oldukları dönemin karakteristiğini yansıtmayan yapıların daha nitelikli olarak ve geleneksel dokuya uygun bir kompozisyon oluşturacak şekilde taşınmaları hususunda da çalışma yapacağız. Bu yapılarla beraber proje içerisinde yer alacak otel ve butik oteller, mescitler dahil olmak üzere toplamda 24 yapıyı içine alacak olan Mevlana Arkası Kentsel Tasarım Projemizi, önümüzdeki Nisan ayında tamamlayarak buradaki çalışmalarımıza süratle başlayacağız inşallah” şeklinde konuştu.

 

Sakal-ı Şerif, yıllar sonra tekrar ziyarete açıldı.
Sakal-ı Şerif, yıllar sonra tekrar ziyarete açıldı. 1024 576 Hz. Mevlâna Dergâhı

Hz. Mevlana Dergahında bulunan Sakal-ı Şerif yıllar sonra tekrar ziyarete açıldı.

Sakal-ı Şerif’in ziyarete açılmasıyla ilgili bilgi veren Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, “Mevlana Müzesi dergah olarak kullanıldığı zamanlarda her Ramazan ayının 15’inden sonra Sakal-ı Şerif ziyarete açılıyordu. Dergah olarak kullanıldığı zamandan yıllar sonra bu Ramazan ayında tekrar ziyarete açıldı” dedi.

Sakal-ı Şerif, bulunduğu 40 kat bohçadan salavatlar eşliğinde çıkarıldı.

Dergahta sergileneceği cam muhafazanın içine konulan üç Sakal-ı Şerif ile 4 Kabe örtüsü, ramazan ayı boyunca ziyaret edilebilecek.

 

 

Edirne Mevlevihanesi ihya edilecek
Edirne Mevlevihanesi ihya edilecek 864 486 Hz. Mevlâna Dergâhı

Osmanlı döneminde Konya ve İstanbul mevlevihanelerinden sonra en büyük üçüncü mevlevihane olan yapı, Edirne Valiliği öncülüğünde ihya edilecek.

Edirne Valisi Yunus Sezer, geçmişte Konya ve İstanbul mevlevihanelerinden sonra inşa edilen ve Balkanlar’a da hizmet eden Edirne Mevlevihanesi’nin bulunduğu Muradiye Camisi bahçesindeki alanda incelemede bulundu.

Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk ile Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Yusuf Şamiloğlu’ndan bilgi alan Vali Sezer, mevlevihanenin ihyası için arşiv kayıtları üzerinden rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanması talimatını verdi.

Trakya Üniversitesi Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ali Cengiz, AA muhabirine, Edirne Mevlevihanesi’nin kent için önemli bir değer olduğunu söyledi.

Kentteki Osmanlı yapıları üzerine araştırmalar yapan Cengiz, Muradiye Camisi’nin kuzey tarafında yer alan mevlevihanenin bugüne ulaşamadığını ifade etti.

Osmanlı döneminde uzun yıllar kullanılan yapının zaman için harap hale geldiğini anlatan Cengiz, “Tarihi kaynaklara göre 1938 yılında Trakya Umumi Müfettişi General Kazım Dirik tarafından harap hale gelen yapı tamamen yıktırılıyor. Ön tarafında yer alan türbede bulunan mezarlar güney tarafa naklediliyor.” dedi.

Cengiz, eser hakkında detaylı bilgiye, 1752 Edirne Depremi’nden sonraki onarım defteri kayıtları, yapılan çizimler ve tarihi kaynaklardan ulaşıldığını dile getirdi.

Mevlevihanenin en büyük yapısının 21 odadan oluşan 2 katlı Şeyh Konağı olduğunu anlatan Cengiz, şunları kaydetti:

“Bu konağın kapısında ‘Medet ya Hz. Mevlana’ yazıyor. Ön tarafında büyük bir semahane var. Batı tarafında derviş odaları, çilehane ve zengin bir kütüphane bulunuyor. Yapının doğu tarafında ise aşevi ve fırının bulunduğu imarethane var. Özellikle buradaki dervişlerin yemek ihtiyacını karşılamasının yanında caminin minaresinin gölgesinin eriştiği yerdeki kişilerin ekmek ihtiyacı buradan karşılanıyor. Bugünkü pide tarzında bir ekmek çeşidi olan fodula ekmeği dağıtılıyor. Perşembe günleri de ikram yapıldığını tarihi kaynaklardan görüyoruz.”

Cengiz, mevlevihanenin, ihyası tamamlandığında önemli bir çekim merkezi olacağını belirtti.

Mevlevihaneye çok sayıda ziyaretçi gelmesini beklediklerini aktaran Cengiz, “Mevlevihane Konya ve İstanbul’dan sonra üçüncü en büyük mevlevihane. Osmanlıya 92 yıl başkentlik yapan Edirne’de, böyle büyük bir yapının ayağa kaldırılması, payitaht Edirne’ye yakışır. Burasının turizm açısından çekim merkezi olacağını düşünüyorum. Burası ayağa kaldırıldığında önemli bir yer haline gelecek. Yıl içerisinde belirli günlerde sema törenlerinin yapılmasıyla geçmişi yad edebiliriz.” diye konuştu.

Edirne Mevlevihanesi

Tarihi kaynaklara göre, 15. yüzyılda 2. Murat Cami Külliyesi’nde caminin kuzeyine yaptırılan ahşap mevlevihane, tekke binaları, harem dairesi, semahane, dede odaları ve kütüphaneden oluşuyordu.

Mevlevi dervişlerinin, öğrencilerin ve misafirlerin yemek ihtiyacının karşılandığı imarethanede ise cami minaresinin gölgesinin düştüğü yere kadar olan evlere her gün ekmek, perşembe günleri de pilav ve zerde ikram edilirdi.

Edirne Mevlevihanesi, 1925 yılında bir süre ilkokul olarak hizmet verdi, ardından Trakya Umumi Müfettişi General Kazım Dirik tarafından yıktırıldı.

Caminin haziresinde mevlevihanenin ilk şeyhi Celalettin Çelebi, ikinci şeyhi Cemaleddin Çelebi, tekke şeyhlerinden Mehmet Arif Dede, Osman Dede, Şair Neşati Dede, Seyyid Mahmut Dede, Mehmet Emin Dede, Ali Eşref Dede ve son şeyh Süleyman Dede’nin mezarları yer alıyor.

Anadolu Ajansı web sitesi

Yeşil Kubbenin Çinileri
Yeşil Kubbenin Çinileri 1024 576 Hz. Mevlâna Dergâhı

“BİR RESTORASYON ÖYKÜSÜ”

Anadolu Selçuklularının Başkenti Konya , Mevlana’nın gözdesi kadim şehir…

Konya’nın gözbebeği ise Mevlâna Müzesidir. Her yıl milyonlarca ziyaretçinin akınına uğrayan Mevlâna Türbesi`nin 1274 yılında Tebrizli mimar Bedrettin tarafından inşa edildiği bilinmektedir.

Kubbe-i Hadra’nın yüzeyi ilk defa Karamanoğlu Beyliği döneminde çini ile kaplanmıştır. Daha önce yedi defa onarımdan gecen ve yeşil kubbe olarak bilinen Kubbe i Hadra, son yıllarda çinilerinde oluşan hasarlar nedeniyle bir kez daha restorasyona girmiştir, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının onayı ile yeşil kubbenin çinileri iki yılı aşan sürede restore edilmiştir.

“Yeşil Kubbenin Çinileri” belgeseli restorasyon çalışmalarını başından sonuna kadar takip ederek bu önemli restorasyonu belgelemiştir.

www.trtavaz.com.tr

Hz. Mevlana’ya ait kıyafetler sergileniyor.
Hz. Mevlana’ya ait kıyafetler sergileniyor. 1024 634 Hz. Mevlâna Dergâhı

Hazreti Mevlana’ya ait restorasyonu tamamlanan kıyafetler Konya’da sergileniyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle, Aliye Ünal, Ayşegül Ünal ve Sema Şentürk’ün iki yıl süren restorasyon çalışmasıyla konservasyonu tamamlanan elbiseler, Mevlana Müzesi’nde sergilenmeye başlandı.

Mevlevi dervişleri tarafından yüzlerce yıl kullanılan kıyafetler, Selçuklu dönemi tekstil sanatı ve Mevlevilik tarihi açısından oldukça önemli görülüyor.

Konya’da dikildiği tahmin edilen yünlü, pamuklu ve ipekli kumaşlardan oluşan elbiselerin, korunarak gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.

 

98 yıl sonra ilk Şeb-i Arus
98 yıl sonra ilk Şeb-i Arus 1024 683 Hz. Mevlâna Dergâhı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından restorasyonu yapılarak hizmete açılan ve ilk günkü ihtişamına kavuşan 400 yıllık Bursa Mevlevihanesi, 98 yıl aradan sonra Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin 750’inci vuslat yıldönümünde ‘Şeb-i Arus Töreni’ne ev sahipliği yaptı.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin 750’inci vuslat yıldönümü münasebetiyle hazırlanan ‘Şeb-i Arus töreni, Üftade Tekkesi ve Camii önünden Mevlevi Alayı yürüyüşü ile başladı. Protokol ve tasavvufa gönül veren çok sayıda vatandaş katıldı.

Bursa Mevlevihanesi’nin küllerinden doğuşunun coşkusunu birkaç ay önce yaşadıklarını hatırlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’nın zamanla değişime uğramasına rağmen hala kuruluş devrinin rengini, dokusunu, havasını ve manzarasını sokaklarında saklayan bir Türk şehri olduğunu söyledi. Gizli hazineleri görünür kılmanın, yıpranan yapıları tamir etmenin, yıkılanları tekrar ayağa kaldırmanın bir vefa borcu olduğunu belirten Başkan Aktaş, “Ecdada ve tarihe hürmet kapsamında yaptığımız birçok çalışma var. Bunların arasında beni en çok heyecanlandıran ise Bursa Mevlevihanesi’ni 98 yıl sonra tekrar ayağa kaldırmak oldu. Hamdolsun ki 400 yıl önce Cünûnî Ahmed Dede tarafından yakılan çerağın ışığı bugün de çevremizi tenvir ediyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Bursa Mevlevihanesi’nin küllerinden doğuşunun coşkusunu birkaç ay önce hep birlikte yaşadık” dedi.

Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin Konya’dan dünyaya asırlardır dalga dalga hoşgörü, sevgi ve barış yaymaya devam ettiğini dile getiren Başkan Aktaş, Mevlevilik kültürünün de hem tasavvufi hem de kültür hayatına önemli hizmetler yaptığını anlattı. Anadolu insanına zengin bir kültürel miras bırakan Mevleviliği yaşatmak için büyük gayret içerisinde olduklarını söyleyen Başkan Aktaş, “Bu çerçevede Mevlana Hazretleri’nin vuslatının 750. yıl dönümü olan 2023 yılı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘Mevlana Yılı’ ilan edildi. Bursa Mevlevihanesi’nin yeniden inşasının bu önemli yıla denk gelmesi de bizleri ayrıca mutlu etti. 98 yıl aradan sonra Bursa’da icra edilecek Şeb-i Arus törenlerinin heyecanını yaşıyoruz. Hazreti Mevlana, ilim, irfan ve hikmetle yoğurduğu mesnevisiyle Anadolu mayasının oluşmasında, millet olma şuurunun yerleşmesinde büyük katkılar sağladı. 750. vuslat yıldönümünde Hazreti Mevlana’yı rahmet ve hürmetle yad ediyorum. Onların fikirlerinin ve eserlerinin bizlere ilham kaynağı olmasını diliyorum” dedi.

Mesneviden kıssalar okuyarak bazı beyitlerin açıklamasını yapan Bahadır Yenişehirlioğlu, “Bursa Mevlevihanesi’nin restore edilerek yeniden ayağa kaldırılması gerçekten çok anlamlı ve değerli. 98 yıl sonra tekrar bir ayinin icra edilecek olması çok anlamlı. Bu, Bursa’mız için inanılmaz bir faaliyet. Hem manevi, hem kültür hayatımız hem de ruhi mecramız açısından son derece önemli, anlamlı. Emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim” diye konuştu.

Program daha sonra sema mukabelesiyle devam etti. Program kapsamında ‘Mevlevilik yolunda 18 hizmet’ ve ‘Mesnevi’den 18 Beyit’ adlı sergiler de ziyaretçilerin izlenimine sunuldu.

 

Bursa Mevlevihanesi’nde 99 yıl aradan sonra
Bursa Mevlevihanesi’nde 99 yıl aradan sonra 1024 543 Hz. Mevlâna Dergâhı

Bursa Mevlevihanesi’nde  99 yıl aradan sonra İlk Şeb-i Arus 

Tarihi Hisar Bölgesinde, Sultan I. Ahmed’in emriyle Cünûnî Ahmed Dede tarafından 1615 yılında kurulan ve dört asır boyunca Allah yolunda birlik olanların sığınağı olan Bursa Mevlevîhânesi 99 yılın aradan sonra   7-17 Aralık tarihlerinde ilk Şeb-i Arus  programını gerçekleştiriyor. 

Büyük İslam alimi ve filozofu  Mevlana Celalettin Rumi’nin Konya’dan tüm dünyaya ve insanlığa yayılan sevgi ve hoşgörü anlayışının anlatılması  ve aktarımı maksadıyla bu yıl  750.si düzenlenen “Hazreti Mevlânâ’nın Vuslat Yıldönümü Anma Töreni” Şeb-i Arûs kapsamında Bursa Mevlevihanesi’nde  gerçekleştirilecektir. 

7-17 Aralık tarihlerinde Bursa Mevlevihanesi ve Müzesi’nde gerçekleşecek olan  Şeb-i Arus  programı kapsamında Mesnevi Sohbetleri, Mesnevi Okumaları, Sema Mukabelesi  ve  Mevlevilik yolunda 18 Hizmet ve  Mesnevi’ den 18 Beyit  Sergi açılışımıza  tüm halkımız davetlidir.

Yer: Bursa Mevlevihanesi ve Müzesi
Tarih:7–12-13-14-17 -24 Aralık

 

Hayırlı Olsun, Bursa Mevlevihanesi açıldı…
Hayırlı Olsun, Bursa Mevlevihanesi açıldı… 1024 683 Hz. Mevlâna Dergâhı

Şükürler Olsun… Yıllar sonra Bursa Mevlevihanesi’nde çerağ uyandırıldı, canlar meydanda Sema’a durdu. Bu Mevlevihaneyi ihya eden, emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz.

4 Asırlık Mevlevihanede 98 Yıl Sonra İlk Sema

Osmanlı Sultanı 1. Ahmed’in emriyle 1615 yılında Cünûnî Ahmed Dede tarafından kurulan, 1925 yılında yasayla kapatılan ve zaman içinde kaderine terk edilip, büyük bir bölümü yıkılan Bursa Mevlevihanesi, Büyükşehir Belediyesi tarafından ilk günkü ihtişamına kavuşturuldu. Üftade Cami’nden başlayan Mevlevi Alayı’na katılan Mevlevi dervişleri, kapatılmasından tam 98 yıl sonra Bursa Mevlevihanesi’nde ilk semâ ayinini yaptı.

Bursa’da 8500 yıllık arkeoparktan 2300 yıllık Bitinya surlarına, 700 yıllık Osmanlı eserlerinden Cumhuriyet dönemi sivil mimarlık örneği yapılara kadar her alanda eşsiz eserlere sahip olan Bursa, Büyükşehir Belediyesi marifetiyle adeta açık hava müzesine dönüşüyor. Osmanlı Sultanı 1. Ahmed’in emriyle 1615 yılında Cünûnî Ahmed Dede tarafından kurulan, 1925 yılında yasayla kapatıldıktan sonra bir süre farklı amaçlarla kullanıp, kaderine terkedilen ve türbe dışındaki bölümleri yok olan Bursa Mevlevihanesi, Büyükşehir Belediyesi tarafından ilk günkü özgün kimliğiyle yeniden ayağa kaldırıldı. ‘Semahane’, ‘Türbe, Meydan-ı Şerif ve Matbah-ı Şerif’ ve ‘Dedegan Hücreleri ve Selamlık’ olmak üzere 3 bölümden oluşan yapı, özgün kimliğiyle Bursa’ya değer kattı. Mevlevihane’nin özellikle Semahane bölümündeki tavan işlemeleri ve ahşap oymaları göz kamaştırırken, Matbah-ı Şerif bölümü Mevlevilik kültürünün tüm yönleriyle anlatıldığı bir müzeye dönüştürüldü. Dedegan Hücreleri ve Selamlık bölümünde Uludağ Üniversitesi işbirliğiyle uzmanlık seviyesinde musiki ve hat derslerinin verileceği Mevlevihane, haftalık sohbet programları, sema gösterileri, musiki ve hat dersleri ile Mevlevi kültürünün tüm yönleri ile yaşatılacağı bir merkez oldu.

Küllerinden doğdu

Bursa’nın tarihi ziynetlerine yeni bir halka olarak eklenen Bursa Mevlevihanesi, resmi açılış töreni öncesi kapılarını görkemli bir etkinlikle Bursalılara açtı. Bursa’da tasavvuf rüzgarı estiren etkinlik, Üftade Tekkesi ve Camii önünden Mevlevi Alayı ile başladı. Başkan Aktaş ve Bursa protokolünün de eşlik ettiği Mevlevi dervişleri, yürüyerek Bursa Mevlevihanesi’ne geldi. Burada düzenlenen törene Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın yanı sıra Dünya Belediyeler Birliği ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Bursa Milletvekilleri Mustafa Varank, Ayhan Salman, Refik Özen, Osman Mesten, Ahmet Kılıç ve Mustafa Yavuz, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, ilçe belediye başkanları ve tasavvufa gönül veren çok sayıda vatandaş katıldı.

Sunuculuğunu Ali Bektaş’ın yaptığı törende konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa Mevlevihanesi’nin küllerinden doğuşunun coşkusunu yaşadıklarını söyledi. Tarihî Hisar bölgesindeki Bursa Mevlevihanesi’nin, âsitane olarak tanımlanan büyük dergâhlar arasında yer aldığını ifade eden Başkan Aktaş, “1615 yılında Sultan 1. Ahmed’in emriyle Cünûnî Ahmed Dede tarafından kurulan dergâh, dört asır boyunca Hakk’ın sesinin gök kubbede deveran ettiği bir mekân olmuştur. Tekkelerin sırlanmasıyla birlikte Bursa Mevlevihanesi de 20. yüzyıldan itibaren mescit, karakol, askeri depo ve son olarak su deposu gibi farklı işlevler için kullanılmıştır. Mevlevihane binaları yıllar içinde bakımsızlıktan dolayı metruk bir hâle gelmiş, nihayetinde de zamana yenik düşerek yıkılmıştır” dedi.

Ulvi ve asli vazifemiz

Bursa Mevlevihanesi’nin kaderine terk edilmiş bu hâlinin kendilerini mahzun ettiğini kaydeden Başkan Aktaş, “Ecdadımızın mirasına sahip çıkmak bizim ulvi ve asli vazifemiz. Bugün burada Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak kapanışından 98 yıl sonra şehrimize bir vefa borcu addederek Bursa Mevlevihanesi’ni açmanın ve gelecek kuşaklara miras bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bursa Mevlevihanesi; semahane, matbâh-ı şerîf, Cünûnî Ahmed Dede Türbesi ve haziresi (yani hâmûşân), dedegân hücreleri ve selamlık bölümlerinden oluşan dinî, sosyal, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin yürütüldüğü bir kompleks işlevine sahip olacak. Tarihî belgeler ışığında aslına uygun şekilde yeniden ayağa kaldırılan her bir yapının bir işlevi ve manası var. Biz buranın ruhunun da dört asır öncesindeki gibi korunarak devam etmesi için çalışacağız. Mevlânâ Hazretleri’nin vuslatının 750’nci yıl dönümü olan 2023 yılı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından genelgeyle ‘Mevlânâ Yılı’ ilan edildi. Bursa Mevlevihanesi’nin yeniden inşasının bu önemli yıla denk gelmesi de tarihe not düşmek bakımından ayrıca önemli. Bursa Mevlevihanesi’nin ihyasında emeği geçen değerli isimlere, mesai arkadaşlarıma, kurum ve kuruluşlara ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. 750. vuslat yıl dönümünde Hazret-İ Mevlânâ’yı da rahmet ve hürmetle yâd ediyorum. 19,5 yıllık belediye başkanlığım süresince onlarca yüzlerce açılışa, güzelliğe, hizmete vesile oldum, aracı oldum, öncü olmaya çalıştım ama beni en çok etkileyen eserlerden bir tanesinin bu olduğunu ve inşallah bugünden sonra bu güzel mekanın Bursa’nın caddelerine sokaklarına dalga dalga yayılacağına yürekten inanıyorum” diye konuştu.

Takdire şayan

Dünya Belediyeler Birliği ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da Hz Mevlana’nın insanlara rehberlik eden, öğretilerini ve kadim değerlerini yaşatma yolunda oldukça önemli bir adım atıldığını söyledi. ‘Takdire şayan’ olarak nitelediği Bursa Mevlevihanesi’nin medeniyet mirasına yeniden kazandırılmasına emeği geçen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a teşekkür eden Altay, “Buranın dün olduğu gibi bugün yeniden binlerce insanın ruhuna şifa olacağına yürekten inanıyorum. Anadolu topraklarının İslam düşüncesinin ana merkezi haline gelmesinde Mevlana Hazretlerinin ortaya koyduğu fıkıh, itikat ve tasavvuf anlayışının katkısı çok büyüktür. Mevlana hazretleri savaşı barışa, düşmanlığı sevgiye, zulmü adalete, çirkinliği ise güzelliğe tercih etmiştir. Tüm insanlığa yol gösteren öğretileri de asırların oluşturduğu engellerin içinden sıyrılıp bugün daha güçlü bir şekilde bütün medeniyetler tarafından işlenmektedir. Dünyada nice hükümdarlar gelip geçti. Fakat hiçbiri gönülleri sevgiyle fetheden Mevlana Hazretleri kadar hatırlanmadı, tanınmadı ve anılmadı. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki tüm zorlukları ancak Hazreti Mevlana’nın yaptığı gibi paylaşarak, birbirimize kenetlenerek ve dost olarak aşabiliriz” diye konuştu.

Mekanların önemi büyük

Törene katılan Bursa Milletvekilleri adına söz alan Milletvekili Mustafa Varank da Bursa Mevlevihanesi’nde yüzyıllar sonra tekrar sema mukabelesinin yapılmasından, bu mekanları zikrullahla buluşturmaktan büyük bir şeref duyduklarını söyledi. Emeği geçen herkese teşekkür eden Varank, “Eskiler şerefü’l-mekan bi’l mekin demişler. Mekanın şerefi içerisindekilerden gelir demişler. Buna rağmen aslında mühim olan bir iklim oluşturabilmek. Kültürü, medeniyeti yaşatabileceğiniz teknolojiyi, kalkınmayı gerçekleştirebileceğiniz bir iklim oluşturabilmek. Onun için o iklimi oluştururken de mekanların gerçekten büyük önemi var. Bu manada da işte burada bir Mevlevihaneyi tekrar ihya ediyoruz. İnşallah bunun gibi 21 yıldır yaptığımız hizmetlerle Türkiye’nin ikinci yüzyılında gerçekten her anlamda medeniyet değerleriyle, kültürüyle, sanatıyla, kalkınmasıyla farklı bir Türkiye’yi oluşturabilmek. Onun için Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gayret gösteriyoruz. İşte Büyükşehir Belediye Başkanımız da ondan aldığı ilhamla Bursa’ya önemli bir hizmeti bu vesileyle kazandırmış oluyor” dedi.

Semazenler ve musiki

Bursa Mevlevihanesi’nde sema icra edecek olan semazenleri yetiştiren Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluğu Müdürü Postnişin Fahri Özçakıl da mevlevihanenin gerçek hüviyetinde hizmet etmesinin önemine değildi. Özçakıl, “Yüzyıllardır kaynağını Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünnetinden alan Hazreti Mevlana’nın yaşantısı, vasiyeti ve tavsiyelerinin uygulandığı, kamil insan yetiştirme okulları, ilim ve irfan merkezleri olarak İslam’ın estetik güzelliğini ortaya çıkararak gönüllere hitap eden Mevlevihanelerin yeniden insanlığa hizmet etmesi son derece bahtiyar olduğumuz bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle bu güzel Mevlevihanenin hayata geçirilmesini sağlayan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve emeği geçenlere şükranlarımız arz ediyorum. Bu tür mekanların fiziki olarak yapılması elbette çok önemli olsa da içinin doldurularak gerçek Mevlevihane hüviyetinde faaliyet göstermesi de bir o kadar önem arz etmektedir. Mevlevihanelerde ilk gözümüzün aradığı en önemli hususlardan bir tanesi sema eden semazenler ve musikinin bir arada olmasıdır. Mart ayı itibariyle Bursa Mevlevihanesinde semazenlerin yetiştirilmesi için semazen adaylarıyla sema talimlerine başladık. Bugün itibariyle sema talimlerini tamamlamış olduk. Mevlevi mukabelesinde birbirini tamamlayan iki husus var. Sema ile birlikte musikinin bir arada olması. Mevlevi ayinini icra eden mutrip heyetini oluşturan Bursa Türk Müziği Topluluğu profesyonel ayinhanların bir arada olduğu hanende ve sazendelerin yer alması bizim için büyük bir şans olmuştur” dedi.

Törene katılan Hz. Mevlana’nın 22. kuşaktan evlatları Esin Çelebi Bayru ise, “Hz. Mevlana’nın değdiği gibi ‘madem ki bir ağaç diktin onu sula’. İşte maddi manevi çalışmaların karşılığını bulması gerekir. Bu gönül ve kültür mekanının amacı doğrultusunda, ehil kişilerin ellerinde kültürümüzü yaşatması ve insanımıza faydalı olması en büyük dileğimiz ve duamızdır. Bursa Mevlevihanemizin 400 yıllık tarihinde yeniden vücut bulmasında katkıları bulunan tüm dostlara, atsız kahramanlara çok teşekkür ederim” dedi.

Bursa Mevlevihanesinin yeniden gün yüzüne çıkarılmasına katkı veren gönüllülerden olan yazar Safiyüddin Erhan da, “Eski Bursalılar olarak bu mekanın ihyasını sürekli mevzu ettik. Hayli müracaatlar yaptık. Neticede bu mekanı bize kazandıran Büyükşehir Belediyesi’ne, değerli Başkanı Alinur Beyefendiye ve hizmeti geçen herkese şükranlarımızı arz ederiz” dedi.

Konuşmaların ardından mevlevihanenin ortaya çıkmasında emeği geçen Safiyüddin Erhan, Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan, Prof. Dr. Mustafa Kara, Hüsnühat ustası Hattat Hüseyin Kutlu, Konya Türk Tasavvuf Topluluğu ve Bursa Mevlevihanesi Postnişi Fahri Özçakıl, Doç. Dr. Muhammet Zinnur Kanık, Bursa Mevlevihanesi son postnişi Mehmet Şemsettin Dede’nin 4. kuşak torunu Nesibe Günalkal ve Bahri Hüda Tanrıkorur’a protokol üyeleri tarafından günün anısına hediye ve ipek tablo hediye edildi.

Tören daha sonra çerağ uyandırma merasimi ile devam etti. Prof. Dr. Mustafa Kara ve Safiyüddin Erhan tarafından ebced hesabıyla hazırlanan kitabe dualar eşliğinde semahanenin duvarına asıldı. Tören, sikke tekbirleme ve Mevlevi mukabelesi ile tamamlandı.

BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Âsitânede 250 Semâzen ile Niyâz Mukâbelesi
Âsitânede 250 Semâzen ile Niyâz Mukâbelesi 1024 576 Hz. Mevlâna Dergâhı

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Konya Büyükşehir Belediyesi ile birlikte düzenlediği 20. Uluslararası Konya Mistik Müzik Festivali Mevlana Meydanı’nda düzenlenen açılış töreniyle başladı.

Festivalin açılış etkinlikleri kapsamında ilk olarak Alaaddin Tepesi’nden Mevlana Meydanı’na kadar 250 semazen ile birlikte “Vuslat Yürüyüşü” gerçekleştirildi. Hz. Mevlana Dergahında hitam bulan yürüyüş, Huzuru Pir’de Aşr-ı Şerif ve Gülbang okunmasıyla devam etti.

Mevlana Meydanı’nda düzenlenen açılış programında Türk Tasavvuf Musikisini ve Folklorunu Araştırma ve Yaşatma Vakfı tarafından sanatçı Ahmet Özhan riyasetinde “Halvet-i Devranı” adlı dua ve zikir program ilgiyle takip edildi.


Programın sonunda ise Konya en özel günlerinden birini daha yaşadı. 250 semazen aynı anda Niyaz İlahisi eşliğinde Niyaz Mukabelesi icra etti.

250 semazenin katılımı ile gerçekleşen Niyaz Mukabelesi 24 Eylül saat 17.00’de Mevlana Meydanı’na tekrar icra edilecek.

 

 

“Kubbe-i Hadra”da tarihinin en kapsamlı restorasyonu tamamlandı.
“Kubbe-i Hadra”da tarihinin en kapsamlı restorasyonu tamamlandı. 864 486 Hz. Mevlâna Dergâhı

Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzelerinden Mevlana Müzesi’nin simgesi “Yeşil Kubbe” olarak bilinen Kubbe-i Hadra’daki 3 yıl 3 ay süren tarihinin en kapsamlı restorasyonu tamamlandı.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Mevlana’nın 17 Aralık 1273’te vefat etmesinden bir yıl sonra yapımına başlanan Kubbe-i Hadra, 16 dilimli külah ve turkuaz çinilerden oluşuyor.

Bugünkü halini 1396’da alan Kubbe-i Hadra, 1698, 1798, 1816, 1835, 1912, 1949 ve 1964 yıllarında geçirdiği restorasyonların ardından Haziran 2020’de tarihinin en kapsamlı restorasyonuna tabi tutuldu.

Konyalı iş insanı Ali Akkanat’ın üstlendiği “Yeşil Kubbe” restorasyonunda, yıpranan, yer yer dökülen çinilerin sökülmesinin ardından Anadolu Selçuklu döneminde yapılan tuğla kubbeye ulaşıldı.

Kubbe-i Hadra’nın çinileri ile altındaki tuğla kubbe arasında yer yer 15 ila 18 santimetre kalınlığa ulaşan yaklaşık 100 ton beton ve demir gibi sonradan eklenen yük temizlendi.

Bilim Kurulu, müze arşivinde bulunan 1816 ve 1835 yıllarına ait çini örneklerinden yola çıkarak, mavi turkuaz tonundaki çinilerin yeniden üretilmesine karar verdi.

Yeşil Kubbe restorasyonunda kullanılan İznik usulü sır altı tekniğiyle yapılan taş çiniler, 1396’dan sonra ilk defa Konya’da el emeğiyle üretildi.

Deformasyon nedeniyle yenileme çalışmaları tekrar başladı

Söz konusu dönemde yaklaşık 1,5 yıl süren çalışmaların ardından kubbenin örtüsü kaldırıldı, iskele sökülmeye başlandı.

Hazreti Mevlana’nın 748. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri için şehre gelen yerli ve yabancı turistler, bu süreçte Kubbe-i Hadra’yı yeniden görebildi.

Ancak Yeşil Kubbe, 2021 yılının aralık ayında açılmasından kısa bir süre sonra çinilerin dökülmesi ve farklı deformasyonlar nedeniyle restorasyon çalışmaları tekrar başladı.

Henüz iskeleler sökülmeden yaşanan olumsuzluk nedeniyle Bilim Kurulu, kubbedeki mevcut çinilerin yeniden sökülmesine karar verdi.

Elde üretilen yaklaşık 8 bin 500 parça çini, Horasan harcı kullanılarak yeniden tamamlandı. Örtüsü kaldırılan Kubbe-i Hadra’da inşaat iskeleleri de söküldü.

Konyalılar ile Mevlana’yı ziyarete gelen yerli ve yabancı turistler, Konya’nın simgesi Kubbe-i Hadra’yı yeniden görmenin mutluluğunu yaşıyor.

“Dünyanın her yerinden misafirlerimizi Konya’ya bekliyoruz”

Mevlana Meydanı’nda 20 yıldır esnaflık yapan Ali Turhan, “Kubbe-i Hadra, Mevlana Müzesi’ne değer katan en büyük görsellerden biri. İçerideki maneviyat önemli ama Kubbe-i Hadra olmayınca ziyaretçiler de üzülüyordu. Turistler kubbeyi göremeyince müzenin yerini de bilemiyor, bize soruyorlardı. Şimdi çok güzel oldu.” dedi.

Esnaftan Mustafa Temiz, Konya’nın simgesi Mevlana Müzesi’nin simgesi olan yeşil kubbenin açılmasından memnuniyet duyduklarını söyledi.

Turgut Yılmaz da “Ziyaretçiler ‘Ne zaman açılacak?’ diye soruyordu. Yeniden açıldı. Dünyanın her yerinden misafirlerimizi Konya’ya bekliyoruz. Çalışmaların nasıl tamamlanacağını merak ediyordum. Çok güzel oldu.” ifadesini kullandı.

 

Kubbe-i Hadra’da hasret sona erdi
Kubbe-i Hadra’da hasret sona erdi 1024 766 Hz. Mevlâna Dergâhı

Mevlana Dergahında “Yeşil Kubbe” olarak bilinen Kubbe-i Hadra’daki restorasyon çalışmaları nihayet tamamlandı.

2020 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı kontrolünde, Bilim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda Yeşil Kubbe’deki çinilerin geleneksel tarzda imal ettirilerek yenilenmesine karar verilmiş ve Beyşehirli işadamı Ali Akkanat tarafından finansının sağlanmasıyla,“Yeşil Kubbe” restorasyonunda, yıpranan, yer yer dökülen çinilerin sökülmesinin ardından Anadolu Selçuklu döneminde yapılan tuğla kubbeye ulaşıldı. Bilim kurulunun çalışmaları sonucunda müze arşivinde bulunan 1816 ve 1835 yıllarına ait çini örneklerinden yola çıkılarak çiniler üretildi.

2022 yılının Şeb-i Arus öncesinde tamamlanan kapsamlı restorasyonun ardından çinileri tamamen değiştirilen Kubbe-i Hadra’da yeni çiniler kısa süre içerisinde dökülmüş ve tarihi kubbe yaklaşık 17 ay önce yeniden tadilata alınmıştı. Aradan geçen yaklaşık 500 günlük sürenin ardından önce Kubbe-i Hadra’nın etrafındaki branda kaldırıldı, nihayetinde iskeleler de söküldü.

Son üç yılın neredeyse tamamına yakınını brandalar altında geçiren Yeşil Kubbe’de çalışmaların tamamlanması ve turkuaz çinilerle büyüleyici güzelliğe sahip olan kubbenin tekrar ortaya çıkması memnun etti.

Bursa Mevlevihanesi açılışa gün sayıyor
Bursa Mevlevihanesi açılışa gün sayıyor 1024 766 Hz. Mevlâna Dergâhı

Bursa Mevlevihanesi açılışa gün sayıyor

Bursa  Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarıyla tavan işlemeleri, ahşap oymaları, çevre düzenlemesi ve ışıklandırmayla ilk günkü ihtişamına kavuşan 4 asırlık Bursa Mevlevihanesi, açılış öncesi kapılarını basın mensuplarına açtı. Mevlevilik kültürünün tüm yönleriyle yaşatılacağı kompleksi, basın mensuplarına gezdiren Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Mevlevihane’yi 7 Ekim’de Bursa’nın ve Türkiye’nin hizmetine sunmayı amaçladıklarını kaydetti.

Kaderine terk edildikten bir süre sonra yıkılıp yerine su depoları yapılan 400 yıllık Bursa Mevlevihanesi’ni tekrar gün yüzüne çıkaran Büyükşehir Belediyesi, Pınarbaşı Mezarlığı karşısında bulunan ve 17. yüzyılda Mevlevîliğin önemli isimlerinden Cünûnî Ahmed Efendi tarafından kurulan yapıyı aslına uygun şekliyle ayağa kaldırdı. ‘Semahane’, ‘Türbe, Meydan-ı Şerif ve Matbah-ı Şerif’ ve ‘Dedegan Hücreleri ve Selamlık’ olmak üzere 3 bölümden oluşan yapı, özgün kimliğiyle Bursa’ya değer kattı. Mevlevihane’nin özellikle Semahane bölümündeki tavan işlemeleri ve ahşap oymaları göz kamaştırırken, Matbah-ı Şerif bölümü Mevlevilik kültürünün tüm yönleriyle anlatıldığı bir müze olarak hizmet verecek. Bunun yanında Dedegan Hücreleri ve Selamlık bölümünde de Uludağ Üniversitesi işbirliğiyle uzmanlık seviyesinde musiki ve hat dersleri verilecek. Haftalık sohbet programları, sema gösterileri, musiki ve hat dersleri ile Mevlevi kültürü tüm yönleri ile burada yaşatılacak.

Çok heyecanlıyız

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, adeta küllerinden doğan Bursa Mevlevihanesi’ni açılış öncesi basın mensuplarına gezdirdi. Açılış öncesi son düzenlemelerin yapıldığı mevlevihane’nin tüm bölümlerini basın mensupları ile birlikte gezen Başkan Aktaş, daha sonra Bursa Mevlevihanesi için özel eğitim alan 21 semazenin sema gösterisini izledi. Bursa için çok önemli bir açılışın arifesinde olduklarını belirten Başkan Aktaş, “Çok heyecanlıyız. Yazılı kaynaklara göre 1615 yılında kurulan Mevlevihane, bakımsızlıktan yıkılarak, yerine su deposu yapılmış, geriye 1958 yılında yeniden yapılan türbe dışında hiçbir şey kalmamıştı. Büyükşehir Belediyesi olarak yeniden ihya ettik. Mevlevîhâne 3.500 metrekarelik alan içerisine inşa edildi, 1500 metrekare alan da otopark olarak düzenlendi. Mevlevîhâne alanı ise yaklaşık 1150 metrekare net kullanım alanına sahip” dedi.

Eğitim merkezi

Müze olarak hizmet verecek matbah kısmı içerisinde Mevlevilik, Mevlana, Bursa Mevlevihanesi, Sema gibi başlıklar altında bilgilendirmeler ile birlikte koleksiyonlara da yer verileceğini ifade eden Başkan Aktaş, buranın aynı zamanda bir eğitim merkezi gibi kullanılacağını vurguladı. Selamlık dairesinin altında bulunan dış kısımdaki 2 dedegan hücresinde geleneksel Türk sanatları dahilinde ki hat-tezhip gibi sanatların enderun usulünde eğitimlerinin verileceğini açıklayan Başkan Aktaş, “Yine selamlık dairesinin girişinde iç kısımda yer alan 3 hücre ise Türk musikisi dahilinde yer alan ney, kudüm, bendir tambur, kanun gibi enstrümanların eğitimlerinin verileceği alanlar olacak. Selamlık binasının üst katında yer alan mabeyn alanında ziyaretçiler kütüphane kısmından faydalanabilecek. Selamlık binasının son kısmı olan şeyh odası ise süreç içerisinde mesnevi okumalarına, sohbetlere ve toplantılara ev sahipliği yapacak. Semahane kısmında da haftada 1, 2 veya 3 gün sema mukabeleleri olacak. Ayrıca Mevlevîhâne, Bursa’da yetişen semazen ekibi ev sahibi olmak üzere Konya ve İstanbul’dan gelecek ekiplere de sadece sema amaçlı tahsis edilebilecek. Halihazırda eğitim alan 21 öğrenci, Mevlevihane’nin açılışında sema yapabilecek konuma geldi. Burada bir çok gönüllünün bir çok ekip arkadaşımızın emekleri var, katkıları var. Allah her birinden razı olsun. Bursa Mevlevihanesi’nin açılışını, inşallah 7 Ekim’de gerçekleştirip Bursa’mızın ülkemizin hizmetine sunmuş olacağız” diye konuştu.

BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI

400 Yıllık Mevlevihane’de Sona Doğru…
400 Yıllık Mevlevihane’de Sona Doğru… 1024 576 Hz. Mevlâna Dergâhı

Mevlevihane için geri sayım başladı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından rekonstrüksiyon çalışmaları tamamlanma aşamasına gelen 4 asırlık Bursa Mevlevihanesi, tavan işlemeleri, ahşap oymaları ve çevre düzenlemeleriyle ilk günkü ihtişamına kavuşuyor.

Kaderine terk edildikten bir süre sonra yıkılıp yerine su depoları yapılan 400 yıllık Bursa Mevlevihanesi’ni tekrar gün yüzüne çıkaran Bursa Büyükşehir Belediyesi, Pınarbaşı Mezarlığı karşısında bulunan ve 17. yüzyılda Mevlevîliğin önemli isimlerinden Cünûnî Ahmed Dede tarafından kurulan yapıyı aslına uygun şekliyle ayağa kaldırıyor. ‘Semahane’, ‘Türbe, Meydan-ı Şerif ve Matbah-ı Şerif’ ve ‘Dedegan Hücreleri, Selamlık ve Harem Dairesi’ olmak üzere 3 bölümden oluşan yapı, özgün kimliğiyle kente kazandırılıyor. Çalışmaların artık tamamlanma aşamasına geldiği Mevlevihane’nin özellikle Semahane bölümündeki tavan işlemeleri ve ahşap oymaları göz kamaştırırken, çevre düzenlemelerinin de tamamlanmasıyla tarihi bölge önemli bir değer daha kazanacak.

Mevlevihane’nin son yapısı olan ve günümüzde bulunmayan Haremlik-Selamlık bölümünün olduğu alanda, Müze Müdürlüğü tarafından kazı çalışmaları yapıldı. Kazı çalışmalarının ardından başlayan imalatta, üç katlı binanın kaba inşaatı tamamlandı. Semahane bölümünde ise ahşap montaj işçilikleri hızla sürüyor.

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, 1615 yılında inşa edilen tarihi yapının aslına uygun olarak mevlevihane olarak kullanılacağını söyledi.

 

Teşekkürler Edirne…
Teşekkürler Edirne… 750 500 Hz. Mevlâna Dergâhı

Edirne’deki tarihi Muradiye Camisi’nin haziresindeki mezar taşları onarıldı

Edirne’de 2. Murat tarafından yaptırılan Muradiye Camisi’nin Mevlevi dergahı şeyhleri ve divan şairlerinin kabirlerinin bulunduğu haziresindeki mezar taşları aslına uygun şekilde onarıldı.

Kent merkezinde Osmanlı dönemi mezarlıkları ve hazirelerinin ihyasına yönelik Edirne Valiliği koordinasyonunda Edirne Belediyesi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Müze Müdürlüğü, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ortak çalışma başlatıldı.

Bu kapsamda 15. yüzyıl Osmanlı sanatının en önemli yapıtları arasında gösterilen, Şeyhülislam Musa Kazım Efendi, Mevlevi divan şairleri Enis Recep Dede, Neşati, Hacı Eşref, Muradiye Mevlevi Dergahı şeyhlerinin kabirlerinin bulunduğu Muradiye Camisi’nin haziresinde bulunan bitkiler ve mezarlarla bağlantısı olmayan döküntü taşlar temizlendi.

Kırık mezar taşları tespit edildi ve önceki restorasyon çalışmalarında yapılan hatalı uygulamalar giderildi. Tespit edilen 52 kırık mezar taşı aslına uygun malzemeler kullanılarak onarıldı.

Tüm mezar taşlarının yüzey temizlikleri ve mezar taşı okumaları yapılarak Türkçe etiketlemeleri yapıldı.

Edirne Valisi H. Kürşat Kırbıyık, hazirede yapılan düzenlemeleri yerinde inceledi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk’ten yapılan çalışmalar hakkında bilgi alan Kırbıyık, gazetecilere yaptığı açıklamada, Edirne’nin kadim bir şehir olduğunu ve kültürel değerlerinin ayakta tutulması gerektiğini söyledi.

Tarihi mezarlıklar ve cami hazirelerinde yıpranmalar tespit edildiğini, kurumlar arası güç birliği yaparak çalışmalara başladıklarını anlatan Kırbıyık, şunları kaydetti:

“Trakya Üniversitesinden akademisyenler bu işin rehberlik kısmı ve yönlendirmesini üstlendiler. Belediye ve İl Özel İdare ekipleri ile kurumlardan ekiplerimizle tarihi mezarlıkların bakım ve onarım çalışmasını başlattık. Burada da bunun ilk örneğini görüyoruz. Yapılan işlerden biri de burada yatan zatların kimliklerinin görülebileceği şekilde plakalar oluşturduk.

Gelen ziyaretçiler burada kimlerin bulunduğuna dair bilgiler edinebilecekler. Mezarlıklar tarihi bir vesika, dönemin kültürünü yansıtıyor, mezarda kimin defnedildiğine dair bize bilgiler veriyor, dönemsel ve kültürel anlamda bilgiler elde ediyoruz. Bu anlamda bu çalışmayı çok önemsiyoruz.”

Vali Kırbıyık, çalışmaların Hasan Sezai Cami, Gazi Mihal Bey Cami ve Şah Melek Paşa Cami hazireleri ile Fatma Hatun Mezarlığında devam edeceğini ifade etti.

Soytürk de kent genelinde 41 alanın belirlendiğini ve çalışmalara Muradiye Camisi’nden başladıklarını dile getirdi.

Çalışmaların Müze Müdürlüğü koordinasyonunda yapıldığını belirten Soytürk, mezar taşlarının aslına uygun malzemelerle onarıldığını söyledi.

Vali Kırbıyık’a incelemeleri sırasında, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Selçuk Çakır, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Ahmet Hamdi Zafer ve kurum müdürleri eşlik etti.

Anadolu Ajansı

Mevlana Müzesi’nde hafta sonu yoğunluğu yaşanıyor
Mevlana Müzesi’nde hafta sonu yoğunluğu yaşanıyor 750 500 Hz. Mevlâna Dergâhı

18.09.2022

Konya’daki Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin türbesinin bulunduğu Mevlana Müzesi, sıcak havaya rağmen yerli ve yabancı ziyaretçileri ağırlıyor.

Mevlana Müzesi’nde hafta sonu yoğunluğu yaşanıyor

Türkiye’nin farklı yerlerinden kente gelen ziyaretçiler, Kubbe-i Hadra’nın manevi atmosferi altında müzeyi gezerek Hazreti Mevlana’nın kabri önünde dua ediyor.

Ziyaretin ücretsiz olduğu müzede özellikle Hz. Mevlana’nın sandukası önünde ziyaretçiler uzun kuyruklar oluşturuyor.

Eşi ve kızıyla Kocaeli’nden Konya’ya gelen Murat Aktan, AA muhabirine, müzenin manevi atmosferinin kendisini çok etkilediğini söyledi.

Nurcan Aktan da “Bence herkesin gelip görmesi gereken yerlerden bir tanesi ama bugün kalabalığa denk geldik sanırım. Gördüğüm kadarıyla da dışardan baya yoğun bir ilgi var. Hazreti Mevlana ‘Ne olursan gel’ dediği için biz de geldik.” ifadesini kullandı.

Antalya’dan şehre gelen Sertan Şener ise ilk kez müzeyi ziyaret ettiğini belirterek, “Daha önce Konya’da hiç bulunmamıştım. Kızımın üniversite kaydı için gelmiştik, gelince de ‘Türbeyi ziyaret edelim’ dedik. Biraz kalabalık. İçerdeki el işlemesi Kur’an yazmaları, duvarlardaki işlemeler insanı faklı duygular içine sokuyor.” diye konuştu.

 

Çinilerden ibret çıkarmak mı lazım acaba?
Çinilerden ibret çıkarmak mı lazım acaba? 730 268 Hz. Mevlâna Dergâhı

Hz. Mevlâna Dergahındaki değişiklikler, düzenlemeler, bozmalar sebebiyle acaba bir manevi işaret mi veriliyor?

İnandırıcı bir açıklama yapılmadan Hz. Mevlâna’nın merkadinin üzerinde değişiklikler yapıldı, Hz. Mevlâna ve Sultan Veled Hazretlerinin kabirlerinin üzerindeki sandukalar ayrıldı. Aslına döndürüldü deniliyor. Aslı Sultan’ul Ulemâ’nın üzerindeki 1274 yılında kabri üzerine ceviz ağacından kündekari tekniğinde yapılmış ahşap sandukayı yerine kaldırmanız gerekirdi. 16’ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından Hz. Mevlana ve oğlu Sultan Veled hazretlerinin kabirlerini çevreleyecek şekilde yapılan mermerden sandukayı neden kaldırmadınız o zaman.

Bu zamana kadar akıllara, dimağlara kazınan heybetli, naçiz ve benzeri olmayan; Sultan Abdülhamid Han tarafından 1895 yılında, deri üzerine Maraş işi tekniğindeki puşidenin yer aldığı  Merkad-i Şerif görüntüsünün yerine bilgisayar nakışlı puşidesiyle 2 ayrı sandukaya alışamadık.

Tamam değiştirebilirdiniz, 125 sene öncesinin tekniği estetiği ve üzerinde yer alan ayet, hadis ve duaların manevi bilgisine sahip ehil ve ehliyetli kimselerle istişare edilerek Hz. Mevlâna’yı ve bendelerini üzmeyen bir icraat yapabilirdiniz ama yapmadınız.

Hz. Mevlâna Dergahı’nda restorasyon adı altında yapılan düzenlemeler var. İyi niyetli her çaba için Allah razı olsun ama bazı güzellikleri bozmadan düzeltelim ne olur.

Bir büyüğümüz şöyle demişti, Hz. Mevlâna’ya hizmet ediyorum diye büyük kötülükler yapılıyor, sevdiğini söyleyenler zarar veriyor diye.

“Manevi işaret mi veriliyor?” diye sorarken İcra ve yetki makamındaki  kişilerin  bunları düşünmesini ve bir ders çıkarmasını ümit ediyoruz.

Yorumu siz yapın…
Yorumu siz yapın… 485 1024 Hz. Mevlâna Dergâhı

Rüzgar aldı götürdü!

Kubbe-i Hadra yaklaşık 1,5 yıllık restorasyonun ardından geçen yıl Aralık ayında yeniden açılmıştı. Ancak restorasyonun üzerinden daha çok geçmeden çiniler dökülmeye başladı. Bu durum kafalarda soru işareti bırakıyor

KAPSAMLIYDI!

Mevlana Celaleddin Rumi’nin 17 Aralık 1273’te Hakk’a yürüyüşünün ardından 1274 yılında yaptırılan türbesi içerisinde yer alan Kubbe-i Hadra, bugünkü şeklini Kanuni Sultan Süleyman döneminde aldı. Kubbe-i Hadra’da 1698, 1798, 1816, 1835, 1912, 1949 ve 1964 yıllarında restorasyon yapılarak bugüne kadar korunmuştu. Son olarak Haziran 2020’de tarihinde de yetkililere göre “en kapsamlı” restorasyon başlatıldı.

KİMİN HATASI?

Yaklaşık 1,5 yıllık çalışmaların ardından Kubbe-i Hadra, geçtiğimiz yıl Aralık ayında düzenlenen Hz. Mevlana’nın Vuslat Yıldönümü Etkinliklerine yetiştirilerek, restorasyonun ardından yeniden ziyaretçilere açıldı. Restorasyonla Kubbe-i Hadra’nın çinileri ile altındaki tuğla kubbe arasında yer yer 15 ila 18 santimetre kalınlığa ulaşan yaklaşık 100 ton beton temizlenmiş, Kubbe için özel çiniler üretilmişti.

PARALAR UÇTU!

Son restorasyonun ardından daha çok kısa bir zaman geçmesine rağmen Kubbe-i Hadra’nın çinileri dökülmeye başladı. Şehir merkezinde dün etkili olan rüzgarın etkisiyle döküldüğü tahmin edilen çinilerin ardındaki boşluklar çıplak gözle görülebiliyor. “En kapsamlı restorasyon” olarak lanse edilen restorasyonun ardından kısa bir süre geçmesine rağmen, harcanan para da göz önüne alınınca yaşanan bu dökülmeler düşündürüyor.

ABDULLAH AKİF SOLAK’IN HABERİ

https://www.konyayenigun.com/yenigun-ozel/ruzgar-aldi-goturdu-h741665.html

Oy çiniler çiniler
Beni kimler yeniler
Güya yeni yapıldı
Konya şimdi iniler

Kiminin gemileri
Eskiymiş yenileri
Dört ay anca dayandı
Türbenin çinileri

Yalanlarla baygınız
Size dünden dargınız
Artık şuna inandım
Yok tarihe saygınız

Sıkıntı başa gitti
Vatandaş yaşa gitti
Milyonlar harcanmıştı
Paralar boşa gitti

Yüreğini dağlayan
Karaları bağlayan
Konya Konya diyerek
Bir ben miyim ağlayan

Sırtını sıvazladı
Olmadı vaz vazladı
Ta ezelden ecdadın
Kemikleri sızladı

Liyakatsiz atanan
Kalmadı ki bir adam
Şu koskoca Konya’da
Bir ben miyim utanan

Kurgusu yok rüyanın
Dibi de yok dünyanın
Orucum beş olurken
Sahibi yok Konya’nın

TAHİR SAKMAN

https://tahirsakman.blogspot.com/2022/04/ramazam-manileri-20212-5.html

 

 

 

 

Hz. Pir’in Pûşidesi değişti.
Hz. Pir’in Pûşidesi değişti. 1024 768 Hz. Mevlâna Dergâhı

Kültür Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalarla 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman döneminde mermere çevrilen sanduka ilk haline irca edilirken, sandukayla birlikte pûşîde de (mezar örtüsü) değiştirildi. Hz. Mevlâna ve oğlu Sultan Veled’in yenilenen sandukası ve pûşidesinin değişimi programı  Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Hemdem Çelebi ve Çelebi ailesi, Mevlevi bendelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Sultan Abdülhamid Han tarafından 1895 yılında hazırlatılan pûşide korumaya alınarak müzede sergilenecek.

Konya Mevlâna Türbesi’ndeki Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî ve oğlu Sultan Veled’in kabirlerine 126 yıl sonra ilk defa yeni pûşîdeler üretildi. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü‘nün başlattığı çalışmalar kapsamında, İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsünde hazırlanan pûşîdeler, Mevlâna’nın 748. vuslat yıl dönümü olan 17 Aralık 2021 tarihinde enstitü personeli tarafından sandukalarına yerleştirildi.

Son pûşîdeyi Sultan II. Abdülhamid yaptırdı

Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî ve oğlu Sultan Veled’in kabirleri üzerindeki mermer sanduka için Sultan III. Selim’in hazırlatmış olduğu pûşîdenin yıpranması üzerine Sultan II. Abdülhamid tarafından 1895 yılında yeni bir pûşîde yaptırıldı. Dönemin sanat ve zanaatının önemli bir temsilcisi olarak 126 yıldır sanduka üzerinde duran pûşîde, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün yürüttüğü çalışma kapsamında yenisiyle değiştirilmek üzere yerinden kaldırıldı.

İki sanduka için iki ayrı pûşîde

Kanuni Sultan Süleyman döneminde iki kabri birlikte örtecek şekilde yaptırılan mermer üzerine Yüksek Mimar Hilmi Şenalp tarafından kestane ağacından iki ayrı sanduka hazırlatıldı. Sandukalara örtülen yeni pûşîdelerin üretimi için İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü’nde özel bir atölye kuruldu.

Yeşil kadife kumaş üzerine sim iplikler kullanılarak sarma, tarama dikişi ve Maraş işi teknikleriyle işlenen pûşîdelerin desenleri Mimar-Nakkaş Semih İrteş tarafından tasarlandı. Pûşîdeler üzerine işlenen “Yûnus Sûresi 62. âyet” ve Mevlâna sanduka pûşîdesinin baş levhasındaki “Besmele-i şerif” Hattat Hüseyin Kutlu tarafından celî sülüs hatla kaleme alındı.

Makine nakışında bir ilk

9 aylık titiz bir çalışmanın ürünü olan pûşîdelerin işlemesinde makine nakışı için ilk kez yapılmış bir uygulama olarak geleneksel usulle hazırlanan çirişli karton kullanıldı. Böylelikle pûşîdeler üzerine işlenen yazıların desenden 2 mm daha yüksek durması sağlandı.

Hz. Mevlana’nın sandukası değişiyor.
Hz. Mevlana’nın sandukası değişiyor. 1024 582 Hz. Mevlâna Dergâhı

Hazreti Mevlana’nın sandukası yüzyıllar sonra, ilk haline getiriliyor

Konya, vuslat etkinlikleri kapsamında 17 Aralık cuma günü (Şeb-i Arus) tarihi bir törene sahne olacak. Hz. Mevlana’nın sandukası ve pûşidesi yüzyıllar sonra ilk haline benzetilerek yenilenecek. Törene Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katılacak.

Hazreti Mevlana’nın 748. Vuslat Yıl Dönümü Uluslar Arası Anma törenleri cuma günü Şeb-i Arus ile sona erecek. Etkinlikler boyunca yerli ve yabancı on binlerce Mevlana aşığını ağırlayan Konya, Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) günü olan 17 Aralık’ta tarihi öneme sahip bir törene de ev sahipliği yapacak.

SANDUKA VE PUŞİDE DEĞİŞTİRİLECEK

Bilim Kurulu’nun çalışmaları neticesinde Hazreti Mevlâna’nın sandukasının ilk haline irca edilmesi, bugün babası Sultan’ul Ulema’nın kabri üzerinde bulunan ilk ahşap sandukaya benzetilmek suretiyle yenilenmesine karar verilmişti. Bu doğrultuda 17 Aralık 2021 cuma günü saat 16.00’da Mevlâna Müzesi’nde bulunan Hz. Mevlâna ve oğlu Sultan Veled’in yenilenen sandukası ve pûşidesinin değişim programı gerçekleştirilecek. Törene Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katılacak.

TARİHİ SÜREÇTE HZ. MEVLANA’NIN SANDUKASI VE PUŞİDESİ

Hz. Mevlâna’nın 17 Aralık 1273 yılında vefatından sonra 1274 yılında mezarı üzerine ceviz ağacından kündekâri tekniğinde ahşap bir sanduka yaptırıldı. Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled ise 1312 yılında vefat ettiğinde babasının mezarının yanına defnedildi. 16. yüzyılda Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mevlâna ve oğlu Sultan Veled’in mezarlarını çevreleyecek şekilde mermerden sanduka yaptırıldı. Sanduka üzerine Kanuni tarafından deri üzerine atlas kumaş kaplamalı bir pûşîde örtüldü.

Daha sonra ise Osmanlı Padişahı III. Selim tarafından 17120 yılında deri üzerine atlas kumaşla Maraş işi tekniğinde yaptırıldı. Zamanla yıpranan bu pûşidenin (mezar örtüsü) yerine Sultan Abdülhamid Han tarafından 1895 yılında deri üzerine Maraş işi tekniğinde bir pûşide hazırlatıldı. Bu pûşide 126 sene hiç kaldırılmadan kullanıldı. Zamanla yıpranması üzerine 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı restorasyon merkezi uzmanları tarafından restore edilmeye çalışılan pûşidenin korumaya alınarak müzede sergilenmesinin uygun olacağı kanaatine varıldı.

 

Bilim Kurulunun çalışmaları neticesinde Mevlâna’nın sandukasının ilk haline irca edilmesi, bugün babası Sultan’ul-Ulema’nın kabri üzerinde bulunan ilk ahşap sandukaya benzetilmek suretiyle yenilenmesine karar verildi.

 

Kubbe-i Hadra’nın restorasyonu tamamlandı.
Kubbe-i Hadra’nın restorasyonu tamamlandı. 1000 563 Hz. Mevlâna Dergâhı

“Yeşil Kubbe” olarak bilinen Kubbe-i Hadra’nın en kapsamlı restorasyonu tamamlandı.

Yaklaşık 1,5 yıl süren çalışmaların ardından kubbenin örtüsü kaldırıldı, iskele söküldü. Hazreti Mevlana’nın 748. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri için şehre gelen yerli ve yabancı turistler, Kubbe-i Hadra’yı yeniden görebildi.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, gazetecilere yaptığı açıklamada, restorasyon sonrası Yeşil Kubbe’nin yeni yüzüyle şehri selamlamaya başladığını söyledi.

Restorasyonda emeği geçenlere teşekkür eden Altay, “Böyle hayırlı bir hizmete öncülük eden Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Valiliğimize, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüze ve iş adamı Ali Akkanat’a teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Çankırı Mevlevihane’sinde 96 yıl Sonra Mevlevi Mukabelesi Yapıldı.
Çankırı Mevlevihane’sinde 96 yıl Sonra Mevlevi Mukabelesi Yapıldı. 650 366 Hz. Mevlâna Dergâhı

Çankırı’da Anadolu’nun en eski Dar-üş Şifa ve Dar-ul Hadis olarak bilinen Taş Mescit içindeki Mevlevihane de 96 yıl sonra Mevlevi Mukabelesi (sema ayini) gerçekleştirildi.

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çankırı Karatekin Üniversitesi ile Çankırı Yazarlar ve Sanatçılar Derneği (ÇAYASAD) tarafından düzenlenen programda, 1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra ilk  Mevlevi mukabelesi icra edildi.

Program açılış konuşmasını yapan ÇAYASAD Başkan Yardımcısı Yüksel Arslan, Çankırı Mevleviliği tarihi hakkında bilgi verdi.

Çankırı Mevlevihanesinin Anadolu’nun öncü Mevlevihanelerinden birisi olduğuna dikkat çeken Arslan, “Çankırı Mevlevihanesi, bîmarhane, dârüşşifa, dârülhadis, taşmescit gibi isimlerle anılmaktadır. Bu derece farklı isimlerle anılmasının sebebi bu kompleks yapının birden fazla işlev gerçekleştirmesidir. Alaaddin Keykubatın valilerinden Cemalettin Ferruh zamanında H.633 (M.1235) yılında dârüşşifa yapılmış bundan yedi yıl sonrada H. 640 (M.1242) yılında taşmescit diye bilinen dârülhadis inşa edilmiştir. Darüşşifa olarak kullanılan bölümün kuvvetle muhtemel Candarbeyoğlu Kasım bey zamanında Mevlevihaneye dönüştüğü bedenlere şifa veren bu yapının ruhlara da şifa vermeye başladığı görülmektedir. Zira arşiv kayıtlarında “Mevlevihâne-i Kasım bey namıyla mukayyed” ifadeleri oldukça sık geçmektedir. Bu bağlamda Çankırı Mevlevihanesi Tokat, Sivas, Erzincan gibi öncü Mevlevihanelerdendir. Zira Galata, Yenikapı, Beşiktaş, Kasımpaşa, Üsküdar mevlevihanelerinden önce faaliyetlerine başlamıştır. Yaklaşık beşyüz elli yıldan fazla hizmet veren Çankırı Mevlevihane’si tarihi süreç içerisinde zaman zaman bakım onarım ve tamiratlarda geçirmiştir.” şeklinde konuştu.

Konuşmasını sürdüren Arslan, “Birinci dünya savaşında son postnişin Hasip dede başkanlığında otuzüç gönüllü Mevlevi ile Veled Çelebi başkanlığında “Mücâhidini Mevlevi alayına” katılarak vatan savunmasında önemli hizmetlerde bulunan Çankırı Mevlevihanesi Kurtuluş Savaşı yıllarında da bir çok maddi yardım organizasyonları gerçekleştirmiştir. Son postnişin Hasip Dede zamanına kadar Osman Dede, Mehmet Ragıp Dede, Abdülfettah Dede, Mustafa Nuri Dede gibi pek çok Mevlevi şeyhi ve postnişin hizmet etmiştir.” ifadesini kullandı.

Tekke ve Zaviye Kanunu ile Mevlevihanenin kapatıldığını aktaran Arslan, 96 yıl sonra 570 yıllık geleneğin “yeniden dirilişi” için bir araya geldiklerini kaydetti. Konuşmanın ardından Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Tasavvuf, İrfan ve Meydan Meşkleri Topluluğu tarafından Mevlevi Mukabelesi (Sema Ayini) icra edildi.

Çankırı Mevlevihanesi’nde son postnişin Hasip dedenin makamı unutulmadı. Çankırı’da 96 yıl aranın ardından tarihe geçen Mevlevi ayininde, Mevlevi Şeyhi Hasip Dede detayı dikkat çekti.

Cemaleddin Ferruh Darül Hadisinde bulunan Çankırı Mevlevihanesi’nde,  düzenlenen sema mukabelesinde, Mevlevi Şeyhi Hasip dedenin mevlevi kavuğu, 13 yıl postnişinlik yaptığı Çankırı Mevlevihanesine getirildi. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanunun 13 Aralık 1925 tarihli resmi gazete yayınlanmasıyla faaliyetlerine son veren Çankırı Mevlevihanesi, geçen zaman diliminde 1935 yılında yıkıldı. Uzun yıllar boyunca Çankırı’da sessizliğe bürünen Mevlevilik makamı, son temsilcisi Hasip Dededen sonra boş kaldı.

Anadolu’nun öncü Mevlevihanelerinden olan Çankırı Mevlevihanesi’nin yaşanan üzücü sürecin ardından arkeolojik kazılar neticesinde yapının temelleri ortaya çıkartıldı. Mevlevihane ile avlu içerisinde bulunan diğer binaların arşiv katırlarından planlarına ulaşılması ile 2011 yılında restorasyon çalışmaları başladı. Mevlevihane’nin 2018 yılında restoresi tamamlanarak Çankırı Karatekin Üniversitesine tahsis edildi. Mevlevihane’nin tekrar aslı kimliğine kavuşması ile birlikte bir asra yakın süren sessizlik dün gece bozulmuş oldu.

Mevlevi ayininde, 96 yıl önce olduğu gibi Mevlevilik makamını temsilen Hasip Dede’nin torunları tarafından Çankırı Araştırmaları Merkezine bağışlanan Mevlevi kavuğu getirildi. Mevlevi kavuğu, Post’un hemen arkasındaki masaya konuldu. Hasip dedenin manevi hatırasının yaşatıldığı sema ayininde, duygusal anlar yaşandı.

https://www.cankiripostasi.com/kultur-sanat/cankiri-mevlevihanesinde-96-yil-sonra-sema-ayini-yapildi-h9933.html

 

Bir asır sonra Muradiye Camii’nde Mevlevî Mukabelesi yapılacak…
Bir asır sonra Muradiye Camii’nde Mevlevî Mukabelesi yapılacak… 550 412 Hz. Mevlâna Dergâhı

 

Osmanlı’nın önemli Mevlevihanelerinin başında gelen ve çinisi ile dünyaya ün salmış Muradiye Camii, 17 Temmuz Cumartesi akşamı ‘Aşka Sema, İlahiler, Mevlevi Ayini ve Sema’ adlı etkinliğe ev sahipliği yapacak. Mevlevihanesi şu anda ayakta olmayan Muradiye’de yaklaşık bir asır sonra Konya’dan gelecek semazenler Mevlevî Mukabelesi yapacak. Program T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Youtube kanalından canlı yayınlanacak.

Muradiye Camii’nde 17 Temmuz Cumartesi akşamı saat 21.15’te başlayacak Sanat Yönetmeni Yıldıray Öztürk yönetiminde Kültür ve Turizm Bakanlığı Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu tarafından gerçekleştirilecek konsere Güzel Sanatlar Genel Müdürü Ömer Faruk Belviranlı’nın da katılacak. Genel Müdür Belviranlı, Edirne Valisi Osman Canalp ve Belediye Başkanı Recep Gürkan ile çok sayıda davetlinin hazır bulunacağı etkinlikte, Konya’da gerçekleştirilen ‘Şeb-i Arus’ törenlerinin benzeri yaşatılacak

Topluluk Müdürü Gökçe Bahar Bahçe, topluluklarının Osmanlı Türk Musikisini doğru icra ile gelecek kuşaklara aktarmak ve yaşatmak amacıyla kurulmuş olduğunu belirtti. Bahçe, musikinin icra edildiği mekanlardan biri olan Muradiye Mevlevihanesi’nin anısını yaşatabilmek amacıyla düzenlendiğini belirttiği etkinlikle ilgili şunları paylaştı :

ÇİNİSİ İLE ÜNLÜ MURADİYE EVSAHİBİ

“Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki önemli Mevlevihanelerden biri olan Muradiye Mevlevihanesi, Sultan II. Murat tarafından rüyasında Mevlâna Celaleddin-i Rumi’yi görmesinin ardından Sarayiçine karşı bir tepe üzerinde 1434 yılında kurulmuştur.

MEVLANANIN TORUNLARININ MEZARI MURADİYEDE

Sultan II. Murat, Mevlana’nın 6’ncı kuşak torunu olan Celaleddin Çelebi’yi ilk postnişin olarak tayin etmiştir ondan sonra da kardeşi Cemaleddin Çelebi ikinci şeyh olarak posta oturmuştur. İkisinin mezarı da Camii’nin haziresinde diğer dervişlerle birlikte bulunmaktadır. Evliya Çelebi’ye göre bu âsitane iki kubbeli bir Mevlevihane olarak bina edilmiş daha sonra bir minare, mihrab ve minber eklenmekle camii olmuştur. Daha sonra da bu caminin kuzey yönündeki geniş meydana Mevlevihane, imaret, medrese, derviş hücreleri yaptırılmakla Hünkâr Sarayı’na bakan pek güzel bir Mevlevihane vücuda getirilmiştir.

15 ODALI MEVLEVİHANE GÜNÜMÜZE ULAŞAMADI

Bir başka rivayete göre ise burası inşa olunduktan altı sene sonra 1439 yılında Mevlevîhane’ye çevrildiği, daha sonra Cami kısmının ayrılarak Mevlevihane ayrıca bir semahane ve dedeler için odalar inşa edildiği belirtilmektedir. Mimarı tam olarak bilinme-mekle birlikte dönemin mimari Mimar Şaha-bettin tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Günümüzde mevcut olmayan Mevlevihanede tahminen 15 oda bulunmaktaydı. Bu odaların içinde Şeyh Kâmil Efendi’nin musiki odası ve semahane bulunmaktaydı.

Güzel Sanatlar Genel Müdürü Sayın Ömer Faruk Belviranlı ve Topluluk tarafından icra edilecek olan Bayati Mevlevi Ayin-i Şerifi Muradiye Mevlevihanesi Dervişlerinden Derviş Mustafa Dede tarafından bestelenmiştir ve günümüze ulaşan Mevlevi ayinleri içinde bestekarı bilinen ilk Mevlevi Ayinidir. Mevlevihaneler Osmanlı dünyasında musiki icra edilen, öğretilen ve diğer kuşaklara aktarım yapılan mekanlar olarak çok önemli merkezler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Dergahlar musikişinasların buluşma yeriydi. Şehrin hanendeleri, sazendeleri musiki dinlemek için tekkelere gelir, görüş alışverişinde bulunurlardı. Tekkelere bir şeyler öğrenmek isteyen genç musikişinaslar da uğrar, kendilerini üstatlara tanıtma imkânı bulurlardı. Tekkeler aynı zamanda kendi çevrelerindeki yetenekli gençlerin musikiye teşvik edildiği, kazandırıldığı yerlerdi.

Tekkeler sadece şehre değil, imparatorluğun üç kıtasına da yayılmıştı. Etki alanı hem coğrafi hem de sosyolojik olarak bu denli geniş olan tekkeler, Osmanlı dünyasında musikinin yayılıp kuşaktan kuşağa aktarılmasında tarihi bir rol oynamıştır.

TOPLULUK MÜDÜRÜNDEN TEŞEKKÜR

Osmanlı Türk Musikisini doğru icra ile gelecek kuşaklara aktarmak ve yaşatmak amacıyla kurulmuş olan Topluluğumuz, bu musikiye önemli katkılar sağlamış Muradiye Mevlevihane’sinin anısını yaşatabilmek ve buraya dikkat çekmek için böyle bir etkinlik planlamıştır. Planlama aşamasından itibaren kıymetli desteğini bizden esirgemeyen Güzel Sanatlar Genel Müdürümüz Sayın Ömer Faruk Belviranlı’ya, Edirne Valimiz Sayın Ekrem Canalp’e ve Edirne Belediye Başkanımız Sayın Recep Gürkan’a teşekkür ederiz.”

Sevcan KALIPÇİNDEN ELMACI

http://www.hudutgazetesi.com/haber/66946/mevlanaya-selam.html

 

Kubbe-i Hadra’ya Yeni Çiniler Yerleştirildi
Kubbe-i Hadra’ya Yeni Çiniler Yerleştirildi 1024 576 Hz. Mevlâna Dergâhı

Kubbe-i Hadra’ya Yeni Çiniler Yerleştirildi

Hz. Mevlana Türbesi’ndeki Kubbe-i Hadra’da tarihinde 8’inci kez yapılan restorasyon çalışmaları kapsamında yeni çiniler Konya protokolünün katılımı ile monte edildi.

Restorasyon çalışmaları devam eden Hz. Mevlana Türbesi’nin yeşil kubbesine asıl rengi olan turkuaz çiniler yerleştirildi.

Çinilerin yerleştirilmesi öncesinde düzenlenen programda konuşan Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, restorasyon çalışmalarında yeni bir aşamaya geçildiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kontrolünde sürdürülen çalışmanın hayırla sonlanmasını dileyerek, emeği geçen herkese teşekkür etti.

HZ. MEVLANA’YA HİZMET ETMEK HER İNSANA NASİP OLMAZ

Kubbe-i Hadra’nın restorasyon projesinin masraflarını karşılayan hayırsever iş adamı Ali Akkanat, “2011-2012 yıllarında Mevlana Türbesi’nin çatısını ve içerisini restore ettirmiştim. Sadece Kubbe-i Hadra kalmıştı. Bana burayı da yapmayı nasip ettiği için Allah’a şükrediyorum. Çünkü Hz. Mevlana’ya hizmet etmek her insana nasip olmaz. Buraya hizmet eden herkes çok şanslı. Çok teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun, eskilerin “Şerefü’l-mekân bi’l-mekîn” sözünü hatırlatarak, “Mekanın şerefi içindekilerden gelir. Sadece Konya’ya değil, tüm ülkemize şeref veren Hz. Mevlana’nın huzurundayız. Osmanlı döneminde beş defa, Cumhuriyet döneminde de iki defa değişen çinileri bugün 8’inci defa değiştireceğiz. Sayın iş adamımıza, Valimize, Büyükşehir Belediye Başkanımıza, milletvekillerimize kadar sahip çıkan tüm hâzirûna hürmetlerimizi arz ediyoruz.” dedi.

BU LÜTUF BİZE NASİP OLDU

Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, “Mübarek bir günde çok güzel bir iş için buradayız. 8’inci defa restore edilmesi lütfu hamd olsun bize de nasip oldu. Büyükşehir Belediyemizin hemen Mevlana’nın önündeki restorasyonlarıyla yine arka tarafta yapılacak çalışmalar şehrimizin geleceğine ve turizmine hizmet edecek.” dedi.

BU GÜZELLİĞİ DAHA DA GÜZELLEŞTİRMEK İÇİN ÖNEMLİ BİR HİZMET YAPILIYOR

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, dünyanın en önemli çekim merkezlerinden birinde olduklarını belirterek, “Sözleriyle asırlara damga vurmuş Hz. Pir’in huzurundayız. Hz. Pir’e hizmet etmek bir hamd vesilesi hepimiz için. Sevgi ve barış sözleri bugün dünyada en çok ihtiyaç olan şeylerden bir tanesi. Bu çekim alanını, bu güzelliği daha da güzelleştirmek adına bugün bir önemli hizmete vesile olunuyor. Türkiye’nin en önemli hayırseverlerinden olan Ali Akkanat ağabeyimize çok teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.

80-100 YIL BU ÇİNİ KAPLAMALAR ŞEHRİ TEMSİL EDECEK

İl Başkanı Hasan Angı, “Selçuklulara başkentlik yapmış şehrimizde sembolleşen Kubbe-i Hadra’da büyük bir değişim olacak. Ali Akkanat ağabeyimizden Allah razı olsun. Bu değişime vesile oldu. İnşallah belki 80-100 yıl bu çini kaplamalar şehri temsil etmeye devam edecek. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

BU ŞEHRE HİZMET ETMEKTEN BÜYÜK MUTLULUK DUYUYORUZ

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kubbe-i Hadra’nın çinilerinin yenilenmesi etabında önemli bir mesafenin kat edilerek ilk çiniyi yeni yerine yerleştirmiş olacaklarını söyledi. Bu önemli işi üstlenen hayırsever iş adamı Ali Akkanat’a teşekkür eden Başkan Altay, “Mevlana Türbesi Anadolu’nun kalbi ve manevi merkezidir. Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri babasıyla birlikte Belh’ten başlayan yolculuğunu o dönem sadece Anadolu’nun değil, dünyanın en önemli şehirlerden bir tanesi olan kadim başkentimiz Konya’da nihayete erdiriyor. 13. yüzyıldan itibaren Hz. Mevlana’nın sözleri tüm dünyaya bir ilham, bir ışık oluyor. Biz de bu şehre hizmet etmekten büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi.

TÜRBE ETRAFINDA HER ŞEY ÇOK DAHA GÜZEL OLACAK

Hz. Mevlana Türbesi etrafında önemli düzenlemeler yaptıklarını anımsatan Başkan Altay şöyle devam etti: “Hemen türbe karşısında Mevlana Çarşısı’nın yıkımı tamamlandı. İnşaat hızla devam ediyor. Altın Çarşı’nın yapımına da bu ay itibariyle başlamayı planlıyoruz ve Şeb-i Arus’a kadar bu projelerin ikisi de tamamlanmış olacak. Türbe önü kentsel dönüşümü böylece tamamlanmış olmakla birlikte türbe arkasında Karatay Belediyemiz ile birlikte çok önemli bir dönüşüm gerçekleştiriyoruz. Böylece Konya’ya gelenler ve Konyalılar için türbe etrafında her şey çok daha güzel olacak. Kültür Bakanımızın şahsında Genel Müdür Yardımcımıza ve İl Kültür Müdürümüze de teşekkür ediyorum. Sayın Valimize, milletvekillerimize, İl Başkanımıza ve ilçe belediye başkanlarımıza bu uyum ve ahenkten dolayı teşekkür ediyorum. El ele verdik, Konya’nın hayallerini gerçekleştirmeye devam ediyoruz.”

KUBBE-İ HADRA’YA İLK ÇİNİYİ KOYMANIN HEYECANIN YAŞIYORUZ

Konya Milletvekili Orhan Erdem, “Kubbe-i Hadra’ya ilk çiniyi koymanın heyecanını yaşıyoruz.  Hayırsever Ali Akkanat’ı tebrik ediyoruz. Allah sayılarını çoğaltsın.” ifadelerini kullandı.

Konya Milletvekili Gülay Samancı, “Ali Akkanat ağabeyimize çok teşekkür ediyorum. Çok kıymetli hizmetleri oldu. Bugün çok kıymetli, değerli bir mekan olan Hz. Mevlana’nın türbesinde çini koyma işleminin Konya’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.” açıklamasını yaptı.

TÜRK-İSLAM TARİHİNİN ÇOK ÖNEMLİ ESERLERİNİ GELECEK NESİLLERLE BULUŞTURMAK ÇOK ÖNEMLİ

Konya Valisi Vahdettin Özkan, çok önemli bir mekanda güzel bir faaliyete ortak olmaktan büyük bir manevi haz duyduğunu ifade ederek, “Kültür Bakanlığımızla birlikte mahalli idarelerimizin bu noktada duyarlı olması da çok kıymetli. Türk-İslam tarihinin çok önemli eserlerinin üzerindeki tozları silmek, bunları aslına rücu ettirmek ve gelecek nesillerle buluşturmak çok önemli. Bu anlamda klasik faaliyetlerinin dışında mahalli idarelerimizin, Konya belediyeciliğinin bu noktalardaki performansı takdire şayandır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi.

Programda konuşmaların ardından protokol mensupları Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kontrolünde gerçekleştirilen restorasyon kapsamında Kubbe-i Hadra’ya ilk çiniyi monte etti.

 

Huzur-u Pir’de Şeb-i Arus Duası
Huzur-u Pir’de Şeb-i Arus Duası 1024 682 Hz. Mevlâna Dergâhı

İrfan ve sevgi güneşi Hz. Mevlânâ, 5 Cemâziye’l-âhir, 672 (17 Aralık, 1273) Pazar günü gurup vakti, bütün parlaklığı ile, bütün güzellikleriyle gülerek ebediyet âleminin asumanına doğdu. Bu  Şeb-i Arûs’da da gurup vaktinde Hazreti Mevlana’nın sandukası başında Kur’an-ı Kerîm, Naat-ı Şerif, İsm-i Celal’ler ve Gülbank okundu,

Bu yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle alınan tedbirler kapsamında Mevlana Türbesi içerisine az sayıda kişi alındı.

Her yıl Hazreti Pir’i anmak için Konya’ya gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler ise dualara, Mevlana Meydanı’na kurulan dev ekrandan iştirak etti.

Ömer Faruk Belviranlı Aşr-ı Şerif ve Naat-ı Şerif okudu, İsm-i Celal’ler ve ardından Gülbank duasını, Postnişin Fahri Özçakıl okudu.

 

 

 

Yeşil Kubbe’nin “en kapsamlı” restorasyonu sürüyor.
Yeşil Kubbe’nin “en kapsamlı” restorasyonu sürüyor. 900 506 Hz. Mevlâna Dergâhı

Mevlana Müzesi’nin en çok dikkati çeken bölümü Kubbe-i Hadra’yı süsleyen turkuaz renkli çinilerinin, tarihinin “en kapsamlı” restorasyonu hassas bir şekilde sürüyor

Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad tarafından Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin babası Sultanü’l-Ulema Bahaeddin Veled’e hediye edilen arazide Mevlana’nın 17 Aralık 1273’te vefat etmesinin ardından türbe yapıldı.

Mevlana’nın kabri üzerindeki Kubbe-i Hadra’nın yapımı bir yıl sürdü. 1274’te, dört adet “fil ayağı” denilen kalın sütun üzerine yapılan, içi alçı kabartmalarla süslenen türbenin, dışarıdaki 16 dilimli külahı, turkuaz renkli çinilerle kaplandığı için türbe “Kubbe-i Hadra” (Yeşil Türbe) ismini aldı.

Bugünkü şeklini Kanuni Sultan Süleyman döneminde alan Kubbe-i Hadra, 1698, 1798, 1816, 1835, 1912, 1949 ve 1964 yıllarında olmak üzere 7 defa restorasyon geçirdi.

Kubbe-i Hadra’yı süsleyen turkuaz renkli çiniler, haziran ayında başlayan restorasyonun bitimiyle yeniden eski ihtişamıyla hayat bulacak.

Konya Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, AA muhabirine, Kubbe-i Hadra’nın dünya kültür tarihinde önemli mekanlardan biri olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin yüzük taşı

Yarar, Kubbe-i Hadra’yı Türkiye’nin yüzük taşına benzeterek, “Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzelerinden olan Mevlana Müzesi’nin Kubbe-i Hadrası’nın restorasyonuna çok önem verilmektedir. Gerek Kültür ve Turizm Bakanlığı olsun gerekse bu hizmeti sürdüren vakfın yetkilileri olsun hassasiyetlerini her kademede ortaya koymaktadırlar.” diye konuştu.

Kubbe-i Hadra’nın çinilerinin yenilenmesinin uzun zamandır gündemde olduğunu dile getiren Yarar, 1960 yılında yapılan restorasyondan sonra çinilerin artık deforme olduğunu anımsattı.

“2021 Şeb-i Arus öncesi çalışmalar tamamlanacak”

Yarar, ön hazırlık çalışmalarının 3,5 yıl sürdüğünü belirterek, “Konuyu Sayın Bakanımız Mehmet Mehmet Nuri Ersoy Bey’e arz ettik. Onların talimatları doğrultusunda da restorasyon faaliyetleri sürdürülmektedir. 2020 yılının haziran ayının başında faaliyetler başladı. Önümüzdeki yıl, 2021’in Şeb-i Arus’undan önce eylül ayının sonlarında da bitirilmesi planlanmaktadır.” ifadesini kullandı.

Kubbe-i Hadra’ya ismini veren yeşil çinilerin indirildiğini anlatan Yarar, Selçuklu döneminde yapılan tuğla kubbeye ulaşıldığını belirtti.

-Bina 100 tonluk ağırlıktan sıyrıldı

Tuğla kubbede de restorasyon çalışmalarının gerekli boyutları neyse koruma, bilim kurulu ve röleve müdürlüğünün kontrolünden geçeceğini anlatan Yarar, restorasyonun ince bir işçilik ve titizlikle devam ettiğini aktararak, şöyle devam etti:

“Kubbe-i Hadra’nın çinileri ile altındaki tuğla kubbe arasında yer yer 15 ila 18 santimetre kalınlığında beton ile karşılaşıldı. Bu beton yaklaşık 100 ton, bir başka ifadeyle kubbenin üzerinden binaya ağırlık teşkil eden 100 ton sıyrıldı, yere indirildi. Bu işlem yapılırken müteahhit firma tüm hassasiyeti ortaya koymuştur. Bu 100 tonluk beton yükününün yerine, hangi projeyle yükün azaltılacağına bilim kurulu karar verecek.

Yeni yapılacak çini bilim kurulumuz tarafından daha önce 1835’teki restorasyonda kubbenin üzerinde değerlendirilmiş olan çininin renginin aynısı olmasına karar verilmiştir. Şu anda üzerinde 1965’te yapılan çiniler vardı. 1965’teki çiniler söküldü. 1835’teki çinilerin rengiyle aralarında çok küçük farklar olabilir.”

Hz. Mevlana, doğum yıl dönümünde dualarla anıldı
Hz. Mevlana, doğum yıl dönümünde dualarla anıldı 1000 563 Hz. Mevlâna Dergâhı

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi için, 813. doğum yıl dönümü etkinlikleri kapsamında anma töreni düzenlendi.

Mevlana Müzesi’nde düzenlenen programda, Hazreti Mevlana’nın kabri başında dua edildi.

Aşr-ı Şerif okunmasından ardından,  Konya Türk Tasavvuf Müziği Müdürü ve Postnişini Fahri Özçakıl ile Mevlana Vakfı Konya Şube Başkanı Nadir Karnıbüyükler tarafından gülbang duası yapıldı.

Sınırlı sayıda kişinin alındığı Programa, Hazreti Mevlana’nın 22. kuşak torunu Esin Çelebi Bayru, Konya Valisi Vahdettin Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar ve merkez ilçelerin belediye başkanları katıldı.

Hz. Sultan Veled’e ait gömlek
Hz. Sultan Veled’e ait gömlek 880 495 Hz. Mevlâna Dergâhı

Yılda yaklaşık 3 milyon yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Mevlana Müzesi’nde, Mevlana ve ailesinin mezarlarıyla birlikte, kullandıkları eşyalar ve birçok önemli eser sergileniyor. Bunlardan en önemlisi de Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’e ait ‘tılsımlı gömlek’. Pamuklu kumaştan dikilen gömlekte, düğme ya da bağ bulunmuyor.

MELEK VE HALİFELERİN İSİMLERİ YER ALIYOR

14’üncü yüzyıla ait tılsımlı gömlek üzerinde Fetih Suresi’nin ilk üç ayeti yer alıyor. Sol ön yüzünde ise Tevbe Suresi’nin 129. ayeti bulunuyor. Gömlekte Kelime-i Tevhid, dört büyük meleğin ve dört halifenin isimleri, dualar ve nesih hattıyla tılsımlı yazılar yer alıyor. Bu gömlekleri Osmanlı Sultanları’nın savaş kazanmak, nazardan korunmak, şifa gibi pek çok sebeple giydikleri biliniyor.

Türklerin Müslümanlıkla tanışmasının ardından bunun gibi gömleklerin Konya´da hazırlandığını belirten Mevlana Müzesi Müdür Yardımcısı Naci Bakırcı, şunları söyledi:

* Mevlana Müzesi’nde birçok eser yer almaktadır. Bunlardan birisi de 14. yüzyılda hazırlanmış Sultan Veled’e ait olan ‘tılsımlı gömlek’ diye bildiğimiz, üzerinde Felak ve Nas Sureleri, Fetih Sureleri, Ebcet hesabı olan Nalin-i şeriflerin işaretli olduğu bir gömlek yer almaktadır.

* Müze koleksiyonunda yer alan bu gömleğin tarihçesine baktığımızda milattan önceki yıllarda da başka medeniyetlerde bu tarz gömlekler hazırlanmış ama Türklerin Müslümanlıkla tanışmasından sonra bu tür gömleklerin Konya’da hazırlanmış olduğunu biliyoruz. Bu gömleklerin daha çokları da İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi’nde Osmanlı Sultanları ve Şehzadeleri tarafından kullanılmış.

* Burada da Mevleviler muhtemelen ya hilat merasiminde ya da erbain dediğimiz, 40 günlük az yiyip, az içip, az konuştukları bir çileden sonra hücrenişin olmadan önce kullanılmış olabilir. Kayıtlarda bu kıyafetin Sultan Veled’e ait olduğu izafe ediliyor. Sandıkların derininde Sultan Veled efendimize aittir diye bir gömlekten bahsediliyor.

SURELERLE BEZENMİŞ

Sultan Veled’in, tılsımlı gömleği Mevlevi tarikatının kurucusu olması nedeniyle icazet verdiği zamanlarda ya da özel günlerde kullanmış olabileceği üzerinde durulduğunu belirten Naci Bakırcı sözlerine şöyle devam etti:

* Sultan Veled, Hz. Mevlana’nın vefatından sonra Mevlevilik tarikatının kurucusu olduğu için icazet verdiği zamanlar ya da özel günlerde, bu gömleği kullandığını tahmin ediyoruz. İç bölümlerine baktığımızda ketenden yapılmış, ama kollarında ya da iç kısımlarında yıpranma olmadığı için muhtemelen tören kıyafeti olabilir diyoruz.

* Dikkatlice baktığımızda gömleğin sağ ve sol kanatlarında Fetih Sureleri, besmeleler, siyah ve kırmızı mürekkepler, altın varaklar kullanılmış. 14. yüzyıla tarihleniyor. Sultan Veled’e ait olan bu kıyafetin üzerinde Ebcet hesabı, Türklerin çok kullandıkları tarihlendirmeler var. Gömleğin kanatlarında yine Türklerin çok kullandıkları, her harfe bir rakam karşılık geliyor.’

TILSIMLI GÖMLEĞİ GİYEN OSMANLI SULTANLARINDA KILIÇ İŞLEMEZ İNANCI VARDI

Osmanlı Sultanları’nda bu gömleklerin savaş sırasında kılıç işlemez inancının bulunduğunu ifade eden Bakırcı konu hakkında şu ifadelere yer verdi:

* Manevi olarak belki de bu gömlekler, Mevleviliğin kurucusu Sultan Veled’i de günahlardan korusun gibi bir düşünce olduğunu düşünebiliriz. Savaş esnasında Osmanlı Sultanları, bu tür gömlekleri giyenlere kılıç işlemez inancı olduğundan, farklı amaçlarla kullanılmış olabileceğini düşünüyoruz. Ama tasarım olarak, geometrik şekillerin işlenmesi, omuzlarda güneş motiflerinin yer alması, Hz. Muhammed’e muhabbetten Nalin-i şeriflerin yer alması, çok ciddi olarak sanat değeri yüksek bir gömlek meydana getirildiğini biliyoruz.

* Osmanlı Sultanları seferlere çıktıkları için onlarda askeri amaçlı, koruma amaçlı kullanılmış olabilir diyoruz. Mevlevilik şeyhinde savaşlarla değil, insanların gönül dünyasına hitap edildiği için burada bununla alakalı bir bağlantı kurabiliyoruz. Bu kıyafetin de üzerindeki tasarımlarla cennetten gelen bir kıyafet gibi algılanıp insanların kötülüklerden korunduğunu Mevlevi geleneğinde de, Mevlevi dervişleri 1925’e kadar semazenler tennureleriyle defnedilmişler.

* O beyaz kıyafetin onları kötülükten koruduğu gibi, öldükten sonraki yaşamlarında da ateşten koruyacağına inanılırmış. Bu gömlekte de muhtemelen bu duygularla hazırlanmış. Hz. Mevlana’nın oğluna bu gömlek ya hediye edilmiştir, ya da kendisi tarafından tarikat şeyhi olduğu için tasarlanmış bir kıyafette olabilir.

GÖMLEKTEKİ GİZEMLİ ŞEKİLLER ÇÖZÜLMEYİ BEKLİYOR

Tılsımlı gömleğin üzerine işlenen geometrik şekillerin çözülmeyi bekleyen sır olduğunu belirten Bakırcı şöyle ifade etti:

* ‘Gömleğin sırt kısmında çeşitli işaretler ve motifler bulunuyor. Güneş motifi üzerinde peygamber sevgisinin daha yüksek olduğu vurgulanmış. Sırttaki geometrik şekillerle de astronomiye ilginin yüksek olduğunu görüyoruz. Birbirleriyle bağlantısız görünen birçok rakam ve harflerin olduğunu görüyoruz. İnşallah bunlar çözümlendiğinde açığa kavuşacaktır.

* Sırt bölgesindeki güneş, dünya ve ay sembolleri uzaklıklardan mı bahsediliyor, yoksa başka şeyler mi? Doğrusu şu an bilemiyoruz. Ancak çizimler, Türklerin astronomiyle alakalı olduklarını biliyoruz. Çok yönüyle araştırılmaya muhtaç olan bir gömlek. Halen gizemini koruduğunu biliyoruz. Şifalı gömlekler de, İstanbul’daki tılsımlı gömleklerde de sadece bir amaçla yapıldığını iddia edemiyoruz. Pek çok amaçla yapılmış olabilir.

Müzede cam vitrin içinde sergilenen tılsımlı gömleğin, vitrinin bakımı nedeniyle çıkartıldığını ve ilk defa yakından görüntülendiğini söyleyen Bakırcı, “1926 yılında tekke ve zaviyeler kapatıldığında müzeye dönüştürüldüğünden bu yana sergilenen bir eser. Vitrinde de bakım onarım çalışmaları vardı. Bu vesileyle eseri çıkarmıştık. Eserin de bu kadar yakından görüntülenme imkanı olmuş oldu. Bu eserin üzerinde bazı bilim insanları çalışma yaptı. Hat sanatı, kumaşın teknik yönüyle, sanat yönüyle çalışıldı. Bu bilinen bir eserdi, ancak ilk defa bu kumaşı, bu kadar yakından ve detaylı sizin aracılığınızla tanıtma imkanı bulmuş olduk” diye konuştu.

DHA

 

Kubbe-i Hadra yenilenecek.
Kubbe-i Hadra yenilenecek. 1000 667 Hz. Mevlâna Dergâhı

Mevlana Dergahı’nın en çok dikkati çeken bölümü Kubbe-i Hadra’yı süsleyen turkuaz renkli çinilerin, 1960’dan bu yana en kapsamlı restorasyonu yapılacak.

Mevlana Dergahı’nın Kubbe-i Hadra’sını (Yeşil Türbe) süsleyen turkuaz renkli çiniler, 1960’tan bu yana “en kapsamlı” restorasyonunu geçirecek.

Konya İl Kültür Müdürlüğü, yeşil kubbenin orijinal rengine dönmesi için düzenlenen toplantıda yapılacak restorasyonu ilan etti. Kubbe-i Hadra’nın yenilenmesi ve gerçek rengine dönmesi için Konyalı işadamı Ali Akkanat tüm masrafları üstlenmişti.

Mevlana Müzesi’nde gerçekleştirilecek proje ile ilgili düzenlenen basın toplantısıyla bilgi verildi. Toplantıya, Kubbe-i Hadra restorasyonu giderlerini karşılayacak Akkanat Eğitim ve Sağlık Vakfı adına Ali Akkanat’ın yanı sıra AK Parti Konya milletvekilleri Orhan Erdem, Hacı Ahmet Özdemir ve Gülay Samancı, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, bazı belediye başkanları ile Hazreti Mevlana’nın 22. kuşak torunu Esin Çelebi Bayru katıldı.

Restorasyon projesiyle ilgili Mevlana Müzesi’nde düzenlenen programda konuşan İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, “60 yıl geçtikten sonra çinilerinin yenilenmesi artık zorunluluk haline geldi. Biz daha önce Cumhurbaşkanımızın, Bakanımızın, Valiliğimizin ve Mevlana’ya gönül verenlerin katkılarıyla Mevlana Türbesi’nin kalem işi restorasyonunu tamamlamıştık. Bugün de yine Kubbe-i Hadra’nın aslına uygun şekilde bir kez daha restorasyonu için yola çıkmış bulunuyoruz.” dedi.

Mevlana’nın 22’nci kuşak torunu Esin Çelebi Bayru, yapılan hizmetin kabul olması temennisinde bulunarak, restorasyon çalışmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.

Kubbe-i Hadra’nın restorasyon projesinin giderlerini karşılayacak hayırsever iş adamı Ali Akkanat, “2012’de müzenin çatısını ve içindeki restorasyonunu yapmak nasip olmuştu. Kubbe-i Hadra eksik kalmıştı. Çok şükür ki bunu tekrar tamamlamayı Allah nasip edecek.” diye konuştu.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Hz. Mevlana’nın vefatından sonra inşa edilen ilk yapının ardından yaklaşık 120 yıl sonra Karamanoğlu Alaeddin Bey zamanında bugünkü görüntüsüne kavuşturulan Kubbe-i Hadra’nın Osmanlı döneminde de tamirat ve eklemelerle güçlendirilerek günümüze kadar ulaştırıldığını söyledi.

RESTORASYONDAN SONRA TÜRBENİN RENGİ TURKUAZA YAKIN BİR RENK OLACAK

Böyle hayırlı bir hizmete öncülük eden Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Valiliğe, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne ve iş adamı Ali Akkanat’a teşekkür eden Başkan Altay, “Hadra, yeşil demektir. Yeşil, inancımızın rengidir. Barışı, huzuru ve dinginliği temsil eder. Kubbe-i Hadra’daki yeşil, kültürümüzü temsil eden turkuazi bir yeşildir. İnancımız ile kültürümüzün harmanlanmış halidir adeta. Restorasyondan sonra türbenin görünen renginde bir değişiklik olacak. Turkuaza yakın bir renk olacak. 60 yıl önceki çiniler esas alınarak, bugün burada da temsilcileri bulunan bilim kurulunun tavsiye kararı ve kurulun onayıyla bu renk turkuazi bir yeşile dönüştürülüyor. İnşallah Konyamıza çok yakışan bir eser olacaktır. Kubbe-İ Hadra, sadece geçmişimizi temsil eden mimari bir yapı değildir. Kubbe-i Hadra, temsil ettiğimiz inanç ve kültürümüzün en belirgin alamet-i farikalarındandır. Öyle ki, görüldüğü her yerde akla İslam’ı, Konya’yı, Hazreti Mevlana’yı getirmektedir. Şehrimizin sembolü, inancımızın boyası, kültürümüzün mayasıdır.” ifadelerini kullandı.

İl Başkanı Hasan Angı, “Yüzyıllar boyu dünyaya ışık tutmuş ve geleceğe de aynı şekilde insanlığın ihtiyaç duyduğu kardeşlik ve barış iklimini gelişmesine katkı sağlayacak bu değerleri taşımak adına yapılan fedakarlıkları takdir etmemek mümkün değil.” diyerek emeği geçen herkese teşekkür etti.

Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, Mevlana Müzesi Kubbe-i Hadra restorasyonu ve çevre düzenlemesi çalışmalarından dolayı memnun olduklarını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.

Konya Vali Yardımcısı Faruk Bekarlar ise, “Hazreti Mevlana’nın yaklaşık sekiz asırdır bulunduğu bu mekan Konya’yı sadece kendi coğrafyamızın değil, bütün dünyayı çekim merkezi haline getirmiştir.” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından restorasyon çalışmaları başlatıldı. Restorasyon maliyetinin Akkanat Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından karşılanacağı çalışmanın 2021 yılı Aralık ayında tamamlanması bekleniyor.

Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, başta Kubbe-i Hadra’nın çinilerinin yenilenmesi olmak üzere yapılacak tüm çalışmalar hakkında bilgi verdi. Yarar açıklamasında şunları kaydetti:

“Mevlâna Müzesi ve Türbesi’nin olduğu alan Selçuklular devrinde sarayın Gülbahçesi’dir. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından Mevlâna’nın babası Sultânü’l- Ulemâ Bahâeddin Veled’e hediye edilmiştir.

Sultânü’l- Ulemâ Bahaeddin Veled vefat edince de buraya defnedilmiştir (12 Ocak 1231). Mevlâna Türbesi müzenin ilk ve en önemli bölümüdür. Büyük İslâm mutasavvıfı Hz. Mevlâna Celâleddin-i Rûmî 17 Aralık 1273 tarihinde vefat edince, babası Sultanü’l-Ulemâ Bahaeddin Veled’in mezarının başucuna defnedilir.

Mevlâna’nın vefatından sonra oğlu Sultan Veled’in izni ile Tebrizli Mimar Bedreddin’e 1274 yılında Mevlâna’nın kabri üzerine türbe yaptırılır. Türbenin üst kısmına, (Türbenin dış örtüsünü oluşturan) çinilerle kaplı dilimli gövdesi, Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey’in zamanında 1396-1398 yılları arasında yaptırılmıştır.

Türbenin üzerindeki külah turkuaz renkli çinilerle kaplandığı için, türbe‘Kubbe-i Hadrâ’ (Yeşil Türbe) ismini alır.    Bu tarihten sonra çeşitli dönemlerde birçok ilâvelerle bir külliye haline gelen bu yer, Selçuklu devlet adamlarının katkısıyla Mevlâna Celâleddin-i Rûmî adına yaptırılmıştır. Derviş hücrelerinin yapımı ile tamamlanarak uzun yıllar Mevlevî Dergâhı (Asitâne) olarak hizmet veren bu külliyede 1854 yılına kadar muhtelif ilâvelerle inşa faaliyetleri devam etmiştir.

Mevlâna Müzesi; Selçuklular döneminden itibaren dünya üzerindeki tüm Mevlevî dergâhlarının merkezi olmuştur. 1926 yılından itibaren müze olarak hizmet vermeye başlamış, 1954 yılından itibaren de “Mevlâna Müzesi” adıyla Konya’nın dünyaca tanınan ve en çok ziyaret edilen yeri haline gelmiştir.

Yeşil Kubbenin çinileri günümüze kadar pek çok kez yenilenmiştir. Osmanlılar döneminde; 1698,1798, 1816, 1835, 1912 yıllarında, Cumhuriyet döneminde de 1949 ve 1964 olmak üzere toplam 7 defa değiştirilmiştir. Yeşil Kubbe ’de 1955 yılında yapılan küçük bakım ve onarım ile 1965 yılında gerçekleştirilen büyük yenileme çalışmaları, Kütahya Çini Fabrikası’nda üretilen çinilerle değiştirilmiştir.

Türbenin çinileri, o günlerden zamanımıza gelene kadar yıpranmış olup dışarıdan da çıplak gözle rahatlıkla görülebileceği gibi yer yer çini kaplamalarda kabarmalar ve dökülmeler başlamıştır.

Kubbe-i Hadra çinilerinin günümüzdeki çalışmalarının yapılabilmesi için İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüz tarafından Konya Valiliğinin bilgisi dâhilinde çalışmalar başlatılmıştır. 09.03.2017 tarihinde alınan onay ile bir bilim kurulu oluşturulmuştur. Bilim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda çinilerin, geleneksel tarzda imal ettirilerek yenilenmesine karar verilmiştir.

Yapılacak Restorasyon esnasında kullanılmak üzere, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüzün bilgileri kapsamında, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından türbenin rölöve, restitüsyon ve restorasyon çizimleri hazırlattırılmıştır. Türbenin ve çinilerin teknik ölçümlenmesi yaptırılarak, var olan çinilerin adet ve ebatlarının tespiti yapılmıştır.

Yapılan bu çalışmalar ve tüm Projeler Konya Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nda değerlendirilerek kabul edilmiştir. Yine Bakanlığımız tarafından belirlenen Bilim Kurulu çinilerin rengi konusunda da uzun tahlil ve değerlendirmeler yapmıştır. Sonucunda müze arşivinde bulunan 1816 ve 1835 yıllarına ait çini örneklerinden yola çıkılarak maviye yakın turkuaz renkte çinilerin üretilmesine karar verilmiştir.

İçinde bulunduğumuz bu külliye tarih boyunca ilave yapılarla gelişirken, yapılara ve çevreye uygun düzenlemeler de zorunlu hale gelmiştir.  Ancak kısa bir zaman önce tamamlanan kuzey ihata duvarı inşaatı ve şimdi başlayacak Kubbe-i Hadra Restorasyonu sonrası Mevlana Müzesi ve Gülbahçesi’nin, esaslı bir peyzaj ve çevre düzenlemesine ihtiyaç duyacağı açıktır. Bu hususta Büyükşehir Belediye Başkanlığımız, Mevlana Müzesi ve Gülbahçesi’nin kendi doğal içeriği ve tarihi muhitiyle uyumlu bir çevre ve peyzaj düzenlemesine kavuşması ile ilgili projeleri hazırlamışlardır. Bu hizmetleri münasebetiyle Büyükşehir Belediye Başkanlığımıza ve ilgili birimlerine teşekkür ederim.

Mevlana Türbesi ilk kurulduğu günden itibaren millet ve memleket sevdalısı insanların katkıları ile bugüne gelmiştir. Bu hususta Kubbe-i Hadra Restorasyonu için ilk görüşmemizden itibaren devlet ve millet hayatımıza, manevi dünyamıza büyük bir ciddiyetle hizmet etmek arzusundaki Sayın Ali Akkanat Bey’e huzurlarınızda teşekkürü borç bilirim.

Kubbe-i Hadra Restorasyonu ile ilgili olarak hazırlanan projelerin uygulanması aşamasında restorasyon faaliyetlerinin giderleri Akkanat Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından karşılanacaktır. 16.03.2020 tarihinde Sn. Bakanımız Mehmet Nuri ERSOY ile Akkanat Eğitim ve Sağlık Vakfı adına hayırsever işadamı Ali AKKANAT tarafından işbirliği protokolü imzalanmıştır.

Restorasyon faaliyetlerinin;

a) Projenin uygulanması Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün
koordinasyonu ile,

b) 15 Haziran 2020 – 01 Aralık 2021 tarihleri arasında tamamlanması,

c) ABMA İnşaat Restorasyon Ltd. Şti. tarafından müteahhitlik hizmetlerinin sağlanılması,

d) Sözleşme konusu işin uygulama aşamalarında gerekli kontrollük ve denetim hizmetleri Konya Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü, Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Konya Müze Müdürlüğü uzmanlarınca müştereken yapılacaktır.

e) KTB Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüz tarafından oluşturulan Bilim Kurulu aşağıdaki isimlerden oluşmaktadır.

(Prof. Dr. Nermin Şaman, Prof. Dr. Sitare Turan, Prof. Dr. Süleyman Berk, Doç. Dr. Muharrem Çeken, Dr. Osman Nuri Dülgerler, Dr. İhsan Sarı, Dr. Çetin Öztürk)

f) Hazırlanan proje ve kurul kararları çerçevesinde:

– Kubbe-i Hadra’nın dış cephesi görseller ile kapatılarak iskele kurulması,

– Mevcut çinilerinin sökümü ve 1965 yılında ki yapılan uygulamada çini altına yapılan 15-18 cm kalınlığındaki betonun sıyırılarak tuğla kubbenin ortaya çıkarılması,

– Proje çerçevesinde belirlenen yaklaşık 10.500 adet 300 ayrı ölçekte (muhtelif ebatlarda) çini imal ettirilmesi,

– Bilim kurulu kararı ile kabul edilen çinilerin imalatı,

– İmal edilen çinilerin yerine uygulanması ile tamamlanacaktır.”

Mevlana Dergahı’nın yeşil kubbesi yenileniyor.
Mevlana Dergahı’nın yeşil kubbesi yenileniyor. 750 420 Hz. Mevlâna Dergâhı

Mevlana Müzesi’nin en çok dikkat çeken bölümü olan Kubbe-i Hadra‘yı süsleyen turkuaz renkli çinilerin, 1960 yılından bu yana en kapsamlı restorasyonu yapılacak.

Konya’da, Mevlana Müzesi’nin yeşil kubbesindeki çiniler 60 yıl sonra yenileniyor.

Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerek ziyaretçi rekorları kıran Hz. Mevlana ve ailesinin kabirlerinin bulunduğu Mevlana Müzesi’nin simgesi yeşil kubbe ve müze çevresinde restorasyon çalışması başladı.
Basın toplantısında çalışmalar hakkında bilgi veren İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, Mevlana Müzesinin Selçuklular döneminden itibaren dünya üzerindeki tüm Mevlevi dergahlarının merkezi olduğunu, 1926 yılından itibaren müze olarak hizmet vermeye başladığını, 1954 yılından itibaren de Mevlâna Müzesi adıyla Konya’nın dünyaca tanınan ve en çok ziyaret edilen yeri haline geldiğini söyledi.

Yeşil kubbe anlamına gelen Kubbe-i Hadra’nın çinilerinin Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde, en sonuncusunun 1955 ve 1965 yılları arasında olmak üzere 7 kez değiştirildiğini dile getiren Yarar, “Türbenin çinileri, o günlerden zamanımıza gelene kadar yıpranmış olup dışarıdan da çıplak gözle rahatlıkla görülebileceği gibi yer yer çini kaplamalarda kabarmalar ve dökülmeler başlamıştır. Restorasyon çalışmaları için oluşturulan Bilim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda çinilerin, geleneksel tarzda imal ettirilerek yenilenmesine karar verilmiştir. Türbenin ve çinilerin teknik ölçümlenmesi yaptırılarak, var olan çinilerin adet ve ebatlarının tespiti yapılmıştır. Müze arşivinde bulunan 1816 ve 1835 yıllarına ait çini örneklerinden yola çıkılarak maviye yakın turkuaz renkte çinilerin üretilmesine karar verilmiştir” dedi.

“Kubbe-i Hadra, sembolü, inancımızın boyası, kültürümüzün mayasıdır”

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise konuşmasında, Kubbe-i Hadra’nın görüldüğü her yerde akla İslam’ı, Konya’yı, Hazreti Mevlana’yı getirdiğini ifade ederek, restorasyon çalışmalarının hayırlı olmasını diledi.

Başkan Altay şunları söyledi; “Hazreti Mevlana aşkın kalemi, barışın sembolü, kardeşliğin şemsiyesidir. Her yıl o yeşil şemsiyenin gölgesinde huzur bulmak için Konya’ya akın eden yüz binlerce aşk eri, derdine ilaç bularak şehrimizden ayrılır. Kubbe-i Hadra, sadece geçmişimizi temsil eden mimari bir yapı değildir. Kubbe-i Hadra, temsil ettiğimiz inanç ve kültürümüzün en belirgin alamet-i farikalarındandır. Öyle ki, görüldüğü her yerde akla İslam’ı, Konya’yı, Hazreti Mevlana’yı getirmektedir. Şehrimizin sembolü, inancımızın boyası, kültürümüzün mayasıdır. Artık uzaktan bakıldığında dahi tamirata ihtiyaç duyulduğu görülebilen Kubbe-i Hadra’da en ince detayları günümüz teknolojisi göz önünde bulundurularak yapılacak olan restorasyonun hayırlara vesile olmasını diliyorum. Mevlana’ya ve Kubbe-i Hadra’ya hizmet edenleri bu şehir unutmayacaktır.”

AK Parti İl Başkanı Hasan Angı çalışmaların hayırlı olmasını dilerken, AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir ise Hz. Mevlana’nın İslam dünyası için önemli bir isim olduğunu söyledi.

10 bin 500 yeni özel çini üretilecek

1 Aralık 2021 tarihine kadar sürmesi beklenen restorasyon çalışmalarında Kubbe-i Hadra’nın dış cephesi görseller ile kapatılarak iskele kurulacak. Mevcut çiniler sökülerek 1965 yılındaki yapılan uygulamada çini altına yapılan beton sıyırılarak tuğla kubbe ortaya çıkarılacak. Proje çerçevesinde belirlenen yaklaşık 10 bin 500 adet 300 ayrı ölçekte muhtelif ebatlarda çini imal ettirilip yerine takılacak. Restorasyon çalışmalarının tamamı Akkanat Eğitim ve Sağlık Vakfı adına hayırsever işadamı Ali Akkanat tarafından karşılanacak.

https://www.tv42haber.com/haber/mevlana-muzesinin-yesil-kubbesi-yenileniyor-21963.html

Türbe Pazartesi günleri kapalı olacak
Türbe Pazartesi günleri kapalı olacak 300 200 Hz. Mevlâna Dergâhı

Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, ziyarete açılan tüm müzelerde 15 Haziran 2020 tarihinden itibaren yapılacak bazı değişiklikler hakkında açıklama yaptı.

Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, şu açıklamayı yaptı

‘Koronavirüs Covid-19 tehdidi nedeniyle 19 Mart 2020 tarihinden bu yana ziyarete kapalı bulunan Bakanlığımıza bağlı müze ve örenyerleri, 01 Haziran 2020 tarihi itibari ile ziyarete açılmıştır.

 

HZ.MEVLÂNA’NIN TÜRBESİ VE PÛŞÎDELERİ
HZ.MEVLÂNA’NIN TÜRBESİ VE PÛŞÎDELERİ 300 200 Hz. Mevlâna Dergâhı

Dr. Mustafa Çıpan hocamızın “Hz. Mevlâna’nın Türbesi ve Puşideleri” isimli eseri Konya Kültür A.Ş. tarafından yayınlandı.

Bu değerli eser için, zarif ve naif Mustafa Çıpan hocamıza teşekkür eder ve hayırlara vesile olmasını dileriz.

Dr. Mustafa Çıpan’ın, Gönüller Sultanı Hz.Mevlana ile vefatının 102. yıldönümünde Osmanlı Cihan Devleti’nin Sultanı Gazi II. Abdülhamid Han’ın şahsında Hz. Pir’e ve Dergah’a hizmet eden bütün sultanların, beylerin ve paşaların aziz ruhaniyetlerine atfettiğini belirterek kaleme aldığı ve Büyükşehir Belediyesi tarafından basımı gerçekleştirilen ‘Hazreti Mevlana’nın Türbesi ve Puşideleri (Sanduka Örtüleri) kitabı alanının şaheserleri arasındaki yerini aldı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın takdiminde, Hazreti Mevlana’nın: “Kim bizi iyilikle anarsa, dünyada adı, iyilikle anılsın” duasının muhatabı olmak üzere hazırladıklarını söylediği çalışma lüks kağıda basılı eşsiz bir kültür armağanı niteliğinde…

Eser sahibi Dr. Mustafa Çıpan’ın önsözünde: “bir dervişin gözünde süzülen bir damla yaş, Türbe’nin duvarında sırlara vakıf bir parça taş, Ateşbaz-ı Veli’nin kazanında pişen bir lokma aş olmak muradında olanları Aşk Şehir Konya’ya davet ediyorum” cümleleri ile amacını özetlediği manası görüntüsünden öte fotoğraf, resim, hat ve minyatürler eşliğinde takdim edilen eser büyük emeklerle hazırlandı.

Dr. Mustafa Çıpan eserde yaptığı çalışmalarla ilgili olarak şunları aktarıyor: “Çocukluğumdan beri büyük bir hürmet ve muhabbetle bağlı olduğum Hz. Mevlana’ya ve etrafında büyüdüğüm, bahçesinde oynadığım Dergah’ına, Konya Kültür ve Turizm Müdürü sıfatıyla, adeta üç defa çile çıkararak, üç ay eksiğiyle dokuz sene hizmet ettim. Ömrümde en bahtiyar zaman dilimi olan bu müddet zarfında Hz.Pir’in Türbesi’nin temizliğinden dedegan hücrelerinin restorasyonuna, daha önce kaldırılan kitabe ve tuğraların yerlerine konulmasından Hamuşgahtaki kabirlerin düzenlenmesine kadar pek çok hizmete büyük bir mesuliyet hissi ile katkı sağladım. Bu zaman zarfında nice mahfuz fevkaladeliklere şahit oldum… Yerli yabancı, uzak yakın, müslim gayr-i müslim Dergah’a gelen ziyaretçilerin, özellikle Hz. Pir’in huzurunda nasıl etkilendiklerini yakinen gördüm. Saatlerce huşu içinde dua edenleri, ağlayanları, bir kutlu vazifeyi ifa ederek oradan sanki ruhları yıkanmış, gönülleri hafiflemişçesine ayrılanları, Mescid kapısından, ziyaret öncesinden çok farklı bir ruh hali ile çıkanları müşahede ettim, bir kısmıyla görüştüm.. Bunlar, Molla Hünkar’ın buyurduğu gibi, “anlatılmayan, ancak yaşanan” hisler ve hallerdi…Uzun zamandır gönlümden geçirdiğim, zihnimde tasarladığım, bir müsenna saltanatıyla ziyaretçileri karşılayan Yeşil Kubbenin iç tezyinatı ve hatları ile ihtişamlı sanduka puşidelerini aksettirdikleri iman, tevazu ve nezaketin bilinmesi arzusuyla iki seneyi aşan hummalı bir çalışma sonunda kitaplaştırarak dikkat ve tekdirlerinize sunmak istedim”

 

ÖNSÖZ

“Aşksız geçen ömrü hiç hesaba katma, yaşadım sanma.
Aşk, âb-ı hayattır, onu canla, gönülle kabul et.”
Hz. Mevlâna

Bir latîf türbe ki içinde sırladığı “Hak Dostu”nun iftiharıyla yeşil kubbesini göklere yükseltir.

Bir paha biçilemez pûşîde ki üstünü şefkatle örttüğü “Aşk Eri”nin rûhâniyetini gözlere ve gönüllere nakşeder…

Bir şevketli padişah ki fermân-ı âlîşânında, “Hz. Mevlâna’nın tahrip olan mübarek Türbelerinin ve Kubbe-i Hadrâ’nın tamir ve ihyâsını, çinilerinin Konya’dan, mahallinden getirtilecek numûneleri esas alınarak, eski nakışlarına en uygun şekilde İznik çinihânelerinde imâl edilmesini, bu işleri yapmak üzere binanın hâlini ve tezyinatın hakiki şekillerini çok iyi bilen ârif mühendisler tayin edilmesini, emr-i şerîfinin mahallî âmirlere ulaştırılmasını, bu hususta ziyadesiyle dikkat ve ihtimam gösterilmesini” emreder.

Bir derviş gönüllü sultan ki “Âriflerin Kutbu Hz. Mevlâna’nın toprağı güzel kokulu, şerefli merkadinin üzerine örtülecek pûşîdenin, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Ravza-i Mutahharasının mübarek örtüsünün yeniden yapılmasına memur edilen Şehremini Efendi tarafından yaptırılmasını”, Peygamber Efendimize duyduğu sonsuz hürmet ve muhabbet ile Hz. Mevlâna’ya bağlılığının açık bir nişanesi olmak üzere, ferman buyurur.

Medînetü’l-Evliyâ

Bir şehir ki “Müsebbibü’l-Esbâb (sebeplerin hakiki yaratıcısı) olan Allah, hoş bir lûtufta bulundu, sebepsizlik âleminden bir sebep yaratarak bizi Horasan ülkesinden Anadolu vilâyetine çekip getirdi.” buyuran Hz. Mevlâna’dan “Medînetü’l-Evliyâ” (Veliler şehri) adını alır.

Bu kutlu şehir;
Anadolu Selçuklu Devleti’ne iki asırdan fazla başkentlik yapan, Osmanlı Cihan Devleti’ne yol ve yön veren Konya’dır.
Cemâli kemâlde bulanların,
Fetihten sonra hicret olmaz diyenlerin,
Mülkün sahipsiz, şehrin şehriyarsız ve cihanın kethüdasız olmadığını bilen sultanların diyarı Konya…

Not: Bu metin Önsöz’ün ilk sayfasıdır.

 

ARKA KAPAK YAZISI

 

İsteme Adresi

 

 

 

‘ŞÜKÜR KAVUŞTURANA’
‘ŞÜKÜR KAVUŞTURANA’ 600 338 Hz. Mevlâna Dergâhı

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınına yönelik alınan tedbirler kapsamında 18 Mart’ta ziyarete kapanan Konya’daki Mevlana Dergahı (Müzesi), bugün yeniden açıldı.

Açılış programına Konya Valisi Cüneyit Orhan Toprak, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Konya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Hazreti Mevlana’nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi Bayru ve ilçe belediye başkanlarını katıldı.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, törende yaptığı konuşmada, müzelerin güvenli olarak yeniden açılabilmesi için ziyaret alanlarının yeniden belirlenmesinden, acil durum planlarına kadar bir dizi düzenleme ve tedbir kararı alındığını söyledi.

Mevlana Müzesi’nin Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olduğunu hatırlatan Yarar, “18 Mart tarihinden itibaren Mevlana Müzesi başta olmak üzere Konya’daki tüm müzelerimiz salgın nedeniyle ziyarete kapatılmıştı. 1 Haziran itibarıyla sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda Mevlana Müzesi de diğer müzelerimizle birlikte ziyarete açılmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Yarar, salgından korunmak için tedbirli hareket ettiklerini vurgulayarak, “Bu konuda önerilen tüm tedbir kurallarına riayet edilecektir. Bu bağlamda müzeyi saatte en fazla 200 kişi ziyaret edebilecek. Ziyaretler yapılırken sosyal mesafe kurallarına da azami derecede riayet edilecek. Gerek müzenin içinde gerekse avluda bulunan misafirlerimizden, belirlenen ve işaretlenen mesafe kurallarına uymaları istirham edilecek.” diye konuştu.

Açılışta Kültür Turizm Bakanlığı Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu, Kısa bir tasavvuf Musikisi konseri ve Mevlevi Niyaz Ayini gerçekleştirdi.

‘ŞÜKÜR KAVUŞTURANA’

Mevlana’nın 22’nci kuşak torunu Esin Çelebi Bayru, 2,5 ay sonra yeniden Hz. Mevlana’nın huzurunda olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Koronavirüs sebebiyle 2,5 ay sonra hamdolsun, Rabbime şükür ki türbenin kapıları yeniden açıldı. Biz yaşımız gereği ancak pazar günleri niyaz penceresi tarafından dualarımızı yaptık bütün dünya için, sağlık çalışanları için ve şifa bekleyenler için. Bugün de Rabbim nasip etti içeriye girdik ve duamızı yaptık. Bu süreçte sağlık çalışanlarımız çok büyük rol üstlendi. Hepsinden Allah razı olsun” dedi.

Hz. Mevlana Dergahı ziyaretçiye kapatıldı.
Hz. Mevlana Dergahı ziyaretçiye kapatıldı. 300 200 Hz. Mevlâna Dergâhı

Hz. Mevlana Dergahı ziyaretçiye kapatıldı.

Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzeleri arasında yer alan Hz. Mevlana Dergahı, koronavirüs önlemleri kapsamında dünden itibaren geçici bir süre ziyarete kapatıldı. Başta müzenin önündeki Mevlana Meydanı olmak üzere kentin birçok noktasında ise yoğunluğun azaldığı gözlendi.

Çin’de ortaya çıkan ve dünyaya yayılan koronavirüs nedeniyle, her gün binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Hz. Mevlana Dergahı, dünden itibaren geçici bir süre ziyarete kapatıldı. Müzenin kapısına kilit vurulurken, müzenin yakınındaki Mevlana Meydanı ise bomboş kaldı. Kentin birçok noktasında eski yoğunluğun olmaması da dikkat çekti.

 

Kasımpaşa Mevlevihanesi ağustosta hizmete açılacak
Kasımpaşa Mevlevihanesi ağustosta hizmete açılacak 1024 682 Hz. Mevlâna Dergâhı

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2016 yılında ihya çalışmaları başlatılan 400 yıllık Kasımpaşa Mevlevihanesi’nde çalışmalar devam ediyor. Beyoğlu’nun Kasımpaşa semtinde bulanan ve 1979 yılında çıkan yangında tamamen harap olan mevlevihanenin tamamlanması için işçiler yoğun şekilde çalışıyor.

Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kasımpaşa Mevlevihanesi’nin her aşamasını belediye olarak takip ettiklerini söyledi.

Buranın İstanbul’un en büyük üçüncü mevlevihanesi olduğunu belirten Yıldız, “Burası Beyoğlu’nun en önemli mekanlarından biri. Bu mekan mevlevi geleneğinin son hanelerinden. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından buranın ihyası ve restoresi yapılıyor.” diye konuştu.

Yıldız, mevlevihanenin tamamlanması için işçilerin yoğun şekilde çalıştığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Kasımpaşa Mevlevihanesi’nin kaba inşaatının yüzde 80’i tamamlandı ve 2020 yılının ağustos ayında hizmete açılacak. Mevlevihane tamamlandığında sosyal ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapacak ve medeniyet hayatımıza önemli değer katacak. Açılınca Beyoğlu ve Kasımpaşa’nın kültür haritasında Kasımpaşa Mevlevihanesi kendisine yer bulacak. Medeniyet değerlerimizin yeniden sergilendiği, ifade edildiği mekana bütün ilçemiz kavuşacak.”

 

 

Hasan Özönder Hoca vefat etti.
Hasan Özönder Hoca vefat etti. 300 200 Hz. Mevlâna Dergâhı

Konya tarih ve kültürüne önemli emekler vermiş olan Yrd. Doç. Dr. Hasan Özönder, tedavi gördüğü hastanede vefat etti

Konya tarihi hakkında bir çok yayınları bulunan Konya sevdalısı  Yrd. Doç. Dr. Hasan Özönder  tedavi gördüğü hastanede vefat etti.  merhum Hasan Özönder’e Allah’tan rahmet, yakınlarına ise sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.

Merhum Hasan Özönder’in naaşı yarın  Hacıveyis Camii’nde ikindi namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Üçler Kabristanına defnedilecek.

HASAN ÖZÖNDER KİMDİR?

1943 de Konya ‘da doğdu.1967’de İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. İki yıl orta öğretimde öğretmenlik yaptı.1969’da mezun olduğu Fakülteye “Türk Medeniyeti Tarihi Öğretim Üyesi” olarak atandı.1979’da “Mevlana Külliyesi” teziyle ” Türk İslam Sanatları Tarihi Doktoru” diploma ve unvanını kazandı.1982’de Selçuk Üniversitesi’nde “Yrd. Doç. Dr” oldu.19120’da Üniversitesinde “Hat Sanatı” (Calligraphi) dalında “Doktora” seviyesinde “Sanatta Yeterlilik” diploma ve ünvanını aldı.

Akademik hayatı boyunca çeşitli yöneticilik ve başkanlık görevlerinde bulundu. Çalışma ve eserleriyle takdirnameler kazandı. Yurtiçi ve yurt dışında birçok bilimsel toplantıya katılarak tebliğler sundu, serdiler açtı,radyo ve tv konuşmaları yaptı.

29 yıl süren öğretim üyeliğinin ardından 1996’da kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

Selçuk Üniversitesi İletişim ve Fen Edebiyat Fakülteleri tarafından hayatı eserleri ve tesirleri konularında iki adet “Mezuniyet Tezi” hazırlanıldı.

Meram Belediyesi tarafından “2004 yılı Sanata Saygı Ödülü’ne” layık bulundu. Hayatı ve çalışma metoduna dair CD yayınlandı. Kültür, sanat ve medeniyet tarihlerine dair zengin bir kütüphaneye, diapositive , fotoğraf arşivine sahip bulunmaktadır.

 

Mevlana Müzesinde tarihi ‘Konya minyatürleri’ ortaya çıktı
Mevlana Müzesinde tarihi ‘Konya minyatürleri’ ortaya çıktı 1024 683 Hz. Mevlâna Dergâhı

2019-12-15

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin türbesinin bulunduğu Mevlana Müzesinin restorasyonunda “15’inci yüzyılın Konya’sını” tasvir eden 6 minyatür olduğu ortaya çıktı.

Düşünceleri yüzyıllardır insanlığa ışık tutan, ilahi aşka adadığı 66 yıllık ömrü süresince insan ve hayata dair kapsayıcı eserler bırakan Türk-İslam düşünürü ve mutasavvıf Mevlana Celaleddin-i Rumi, vefatının 746. yılında anılıyor.

Batı dünyasında “Anadolulu” anlamına gelen “Rumi” olarak anılan Mevlana, tasavvufi öğretinin en güzel şekilde işlendiği eserleriyle insanlığa yüzyıllardır yol gösteriyor.

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin 17 Aralık 1273’te vefatının ardından yaptırılan türbesi ise günümüzde de milyonların buluşma noktası olmaya devam ediyor.

Mevlana’nın metfun olduğu Kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe) ise Mevlana Müzesinin en çok dikkati çeken bölümünü oluşturuyor.

Kubbenin iç kısmı, kalem işi süslemeler, nakış, bezeme ve hatlardan oluşuyor. Mevlana’nın metfun olduğu Yeşil Kubbe de iç, kalem ve nakış işleri restorasyonuyla ayrı güzelliğe kavuştu.Titizlikle tamamlanan restorasyonda kubbenin iç kısmındaki sütunlarda “15’inci yüzyılın Konya’sını” tasvir eden 6 minyatür bulundu.

“Daha önceki çalışmalarda üzeri örtülmüş”

İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, restorasyonun yaklaşık 11 ay sürdüğünü anımsattı.

Tamamlanan restorasyonun ardından bazı hat tezhip ve süslemelerin daha önceki çalışmalarda üzerinin örtüldüğünün anlaşıldığını aktaran Yarar, şunları kaydetti:

“Mevlana Hazretleri’nin kabrinin bulunduğu mekanın üst kısmında kalem işlerinde ve süslemelerde kapsamlı restorasyon çalışması yapıldı. Konya’nın 15’inci yüzyıl dönemi minyatürleriyle karşılaşıldı. Güzel bir sonuç ortaya çıktı. Minyatürler, Osmanlı Padişahı İkinci Bayezid dönemi ve sonrasına tarihlendiriliyor. Konya’daki Alaaddin Cami ve şehrin diğer unsurlarının anlatıldığı minyatürler olduğu görülmektedir. Bununl ilgili yakın zamanda yayım yapmaya hazırlanıyoruz. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”

 

Mevlana Müzesi’nin halıları değiştirildi
Mevlana Müzesi’nin halıları değiştirildi 642 355 Hz. Mevlâna Dergâhı

Türkiye’de en çok ziyaret edilen müzelerden olan Mevlana Müzesinin halıları Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından özel dokuma 600 metrekarelik halı ile değiştirildi.

2019 yılı başından bugüne kadar yerli ve yabancı yaklaşık 3 milyon 500 bin kişinin ziyaret ettiği Mevlana Müzesinin halıları, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından değiştirildi. 1954 yılında semahane için dokutturulan halılar günümüze kadar kullanılmaktayken, diğer bölümlerdeki halılar ise zaman zaman yenileri ile değiştirilmişti.

Müzede, Tilavet Odası, Huzur-u Pir, Semahane ve Mescit bölümlerinde toplam 600 metrekarelik alanın halıları değiştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gönderilen ödenekle dokunan halıların tasarımı için iç mimarlar uzun bir süre desen çalışması yaptı. Selçuklu ve Osmanlı motiflerinin kullanıldığı halılarda, desenler türbede ve armağansın ile mescidin kubbesinde yer alan kakem işi motiflerden esinlenerek tasarlanan halıların dokunmasında krem renkli zemin üzerine on renk yün iplik kullanıldı.